Kendinizi bir odanın köşesinde otururken bulduğunuzu hayal edin. İçeri girdiğiniz kapı artık tamamen kapalı ve içeri girmenin veya çıkmanın bir yolu yok. Duvarlar, tavan ve yer tamamen taştan yapılmış. Tek yapabileceğiniz şey, soğuk, karanlık ve taşlı duvarlarla çevrili boş bir alana bakmak. Muazzam bir can sıkıntısıyla uykuya dalıyorsunuz. Birkaç saat geçiyor ve uyanıyorsunuz. Gözlerinizi açtığınızda, odanın ortasında, üstünde bir bilgisayar bulunan bir masa olduğunu görünce şok oluyorsunuz. Masaya yaklaşıyorsunuz ve bilgisayar ekranında bazı kelimeler fark ediyorsunuz: Bu masa ve bilgisayar yoktan var oldu.

Ekranda okuduğunuza inanıyor musunuz? Elbette inanmıyorsunuz. İlk bakışta, bilgisayarın ve masanın daha önce hiçbir etken veya sebepten ortaya çıkmasının imkansız olduğuna dair sezginize güveniyorsunuz. Biraz düşündükten sonra, sınırlı sayıda makul açıklamayı buluyorsunuz. Birincisi, nedensel koşullardan veya önceki faaliyetlerden – başka bir deyişle, hiçbir şeyden gelmiş olmalarıdır. İkincisi, kendilerinin nedeni olmaları ya da kendilerini yaratmalarıdır. Üçüncüsü, önceden bazı nedenlerle yaratılmış veya oraya yerleştirilmiş olabileceğidir. Bilişsel yetileriniz normal ve çalışır durumda olduğu için, üçüncü açıklamanın en mantıklı olduğu sonucuna varırsınız.

Bu akıl yürütme biçimi evrensel olsa da, bu argümanın çok daha sağlam bir varyasyonu, Kuran’da güzel bir şekilde özetlenmiş olarak bulunabilir. Argüman, ortaya çıkan sonlu bir varlık için, olası açıklamaların yoktan var olduğunu, kendisini yarattığını, başka bir şey tarafından yaratılmış olabileceğini veya yaratılmamış bir şey tarafından yaratılmış olabileceğini belirtir. Tartışmayı daha da derinleştirmeden önce, Kuran’ın çoğu kez rasyonel ve entelektüel argümanlar sunduğuna dikkat edilmelidir. Kuran, okuyucunun ilgisini çekmeyi amaçlayan ikna edici ve güçlü bir metindir. Bu nedenle, kendisini zihnimize ve kalbimize olumlu bir şekilde empoze edebilir ve bunu başarma yolu, derin sorular sormak ve bu sorulara güçlü argümanlar sunmaktır. İslam Araştırmaları alanında doçent Rosalind Ward Gwynne, Kuran’ın bu yönü hakkında şunları söylüyor:

“Kuran’ın bu kadar büyük bir kısmının argüman şeklinde olması, insanların eylemleri için nedenlere ne ölçüde ihtiyaç duyduklarını gösterir…”[1]

Gwynne ayrıca Kuran’ın bu özelliğinin İslami ilimleri etkilediğini ileri sürmektedir:

“Akıl yürütme ve tartışma, Kuran’ın içeriğiyle o kadar bütünsel ve yapısından o kadar ayrılmazdır ki, birçok yönden Kur’an alimlerinin bilincini şekillendirmiştir .”[2]

Akıl ve vahiy arasındaki bu ilişki, ilk İslam alimleri tarafından bile anlaşılmıştır. Onlar, akılcı düşüncenin İslam’ın entelektüel temellerini kanıtlamanın yollarından biri olduğunu anladılar.

14. yüzyıl İslam alimi İbn Teymiyye, erken dönem İslam biliminin, hem vahiy hem de rasyonel delillerin doğru olduğunu ve birbirini gerektirdiğini bildiğini yazar. Her kim rasyonel bir delil verdiyse… soruşturmanın tamamını kendileri için kanıtlar, elçilerin kendilerine bildirdiklerine katıldıklarını ve kendilerine haber verdiklerinde elçilere inanmanın gerekliliğini kanıtladıklarını bilirler. ” [3]

Kuranî argüman

Kuran, Tanrı’nın varlığına dair güçlü bir argüman sağlar: “ Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar. ”[4]

Bu argüman insana atıfta bulunsa da, var olan her şeye veya ortaya çıkan herhangi bir şeye de uygulanabilir. Kuran, yaratılmış, yapılmış veya yaratılmış anlamına gelen ‘’Halık’’ kelimesini kullanır. [5] Böylece var olan her şeye atıfta bulunabilir.

Şimdi argümanı inceleylim. Kuran, bir şeyin nasıl yaratıldığını veya meydana geldiğini veya var olduğunu açıklamak için dört olasılıktan bahseder:

  • Hiçbir şey tarafından yaratıldı: ” Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar?”
  • Kendi kendine yaratıldı: ” Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? ?”
  • Yaratılan bir şey tarafından yaratıldı: ” Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar?”, Bu, yaratılmış bir şeyin sonuçta başka bir yaratılmış tarafından yaratıldığını ima eder.
  • Yaratılmamış bir şey tarafından yaratılmıştır: ” Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar “, Tanrı’nın inkârının temelsiz olduğunu ve bu nedenle ifade, yaratılmamış bir yaratıcı olduğunu ima eder. [6]

Bu argüman, kutsal kitaplara atıfta bulunmayı gerektirmeyen evrensel bir formüle de dönüştürülebilir:

1. Evren sonludur.

2. Sonlu şeyler yoktan gelebilir, kendi kendilerine yaratılmış olabilir, nihayetinde yaratılmış bir şey tarafından yaratılmış veya yaratılmamış bir şey tarafından yaratılmış olabilir.

3. Hiçbir şeyden gelemezler, kendilerini yaratamazlar ya da nihayetinde yaratılmış bir şey tarafından yaratılmış olamazlar.

4. Bu nedenle, yaratılmamış bir şey tarafından yaratılmışlardır.

Evren sonludur

Bir dizi felsefi argüman, evrenin sonlu olduğunu gösterir. Bu argümanların en ikna edici ve en basit olanı, gerçek bir fiziksel sonsuzluğun var olamayacağını içerir. Burada ele aldığım gerçek sonsuz türü, fiziksel şeyler veya nesneler gibi ayrık parçalardan oluşan sonsuz olan farklılaştırılmış bir sonsuz türüdür. Bu fiziksel şeyler atomları, kuarkları, otobüsleri, zürafaları ve kuantum alanlarını içerebilir. Bununla beraber, farklılaşmamış sonsuz tip, ayrık parçalardan oluşmayan bir sonsuzdur. Bu sonsuz tutarlıdır ve var olabilir. Örneğin, Tanrı’nın sonsuzluğu, ayrık fiziksel parçalardan oluşmadığı için farklılaşmamış bir sonsuzdur. İslam teolojisinde, ‘’O’’ benzersiz bir şekilde tektir ve üstündür.

Gerçek bir sonsuzun imkansızlığını doğrulamak için en ikna edici ve sezgisel argümanlar, düşünce deneyleri biçiminde bulunabilir. Buradaki endişe, fiziksel sonsuzun gerçekleşmesinin imkansızlığıdır. Bu, matematiksel sonsuzlardan farklıdır. Mantıksal olarak tutarlı olsalar da, bunlar genellikle aksiyomlara ve varsayımlara dayanan matematiksel alanda mevcuttur. Bizim endişemiz, sonsuzluğun gerçek fiziksel dünyada gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğidir.

Aşağıdaki örnekleri düşünün:

1. Top torbası: Bir çantada sonsuz sayıda topunuz olduğunu hayal edin. İki topu alırsanız kaç top kalır? Matematiksel olarak hala sonsuz sayıda top kalır. Bununla birlikte, pratik olarak, çantadakinden iki top azına sahip olmalısınız. Ya onları kaldırmak yerine iki top daha eklerseniz? Şimdi kaç tane top var? Çantadakinden iki fazla olmalı. Çantada kaç tane top olduğunu sayabilmelisiniz, ancak yapamazsınız çünkü sonsuz sadece bir fikirdir ve gerçek dünyada yoktur. Bu açıkça, farklı fiziksel parçalardan veya şeylerden oluşan gerçekleştirilmiş bir sonsuza sahip olamayacağınızı gösterir. Bu gerçeğin ışığında, ünlü Alman matematikçi David Hilbert, “Sonsuz, gerçekte hiçbir yerde bulunamaz. Doğası gereği var değildir ve rasyonel düşünce için meşru bir temel sağlamaz… sonsuzluğun oynaması için geriye kalan rol sadece bir fikirdir. ” [7]

2. Farklı boyutlardan oluşan bir küp yığını: Bir yığın küpünüz olduğunu hayal edin. Her küpün numaralandırıldığını düşünün. İlk küpün hacmi 10cm3’tür. Üstündeki bir sonraki küp 5 cm3 ‘lük bir hacme sahip ve bir sonraki küp, bir önceki küpün yarısı hacmindedir. Bu sonsuza kadar devam eder (sonsuza dek aynı şekilde tekrarlar). Şimdi yığının üstüne gidin ve en üstteki küpü çıkarın. Yapamazsınız. Bulunacak küp yok. Neden? Çünkü tepede bir küp bulunsaydı bu küplerin sonsuzluğa ulaşmadığı anlamına gelirdi. Bununla birlikte, tepede küp olmadığı için, aynı zamanda – matematiksel sonsuz (varsayımlar ve aksiyomlarla birlikte) var olsa bile – gerçek dünyada gerçekleşen bir sonsuza sahip olamayacağınızı da gösterir. Yığının sonu olmadığı için, sonsuz olanın – yani ayrı fiziksel şeylerden (bu örnekte küpler) oluşan şeylerin – fiziksel olarak gerçekleştirilemeyeceğini gösterir.

Kavramsal olarak, evren yukarıda açıkladığım top çantasından veya küp yığınından farklı değildir. Evren gerçektir. Ayrık fiziksel şeylerden oluşur. Farklılaşmış sonsuz, gerçek dünyada var olamayacağından, evrenin sonsuz olamayacağı sonucu çıkar. Bu, evrenin sonlu olduğu ve sonlu olduğu için bir başlangıcı olması gerektiği anlamına gelir.

Evrenin başlangıcıyla ilgili bilimsel araştırma burada tartışılmamıştır çünkü veriler şu anda tam olarak belirlenmemiştir. Eksik belirleme (Underdetermination), “bilimsel temelli herhangi bir teori için, her zaman, verilen kanıtlarla da desteklenen en az bir rakip teori olacağını açıklayan bir tezdir …” [8] Kozmolojik kanıtları açıklamak için yaklaşık 17 farklı model vardır. Bu modellerden bazıları evrenin sonlu olduğu ve bir başlangıcı olduğu sonucuna varırken, diğerleri evrenin sonsuz olduğunu iddia ediyor. Kanıtlar ise kesin değildir. Sonuçlar, yeni kanıtlar gözlemlendiğinde veya yeni modeller geliştirildiğinde değişebilir.

Şimdi, evrenin başlangıcını açıklamak ve her birini tartışmak için dört mantıksal olasılığa bakabiliriz.

Yoktan mı Yaratıldı?

Bu olasılığı ele almadan önce, “hiçbir şey” ile neyin kastedildiğini tanımlamam gerekiyor. Hiçbir şey her şeyin yokluğu olarak tanımlanamaz. Bunu daha iyi açıklamak için, her şeyin, tüm maddenin, enerjinin ve potansiyelin yok olup olmayacağını hayal edin; bu durum hiçbir şey olarak tanımlanmayacaktır. Bu, daha sonra açıklayacağım bir kavram olan kuantum boşluğu veya alanla da karıştırılmamalıdır. Hiçbir şey, herhangi bir nedensel koşulun yokluğuna da işaret etmez. Nedensel bir durum, bir etki üreten her türlü nedendir. Bu neden önemli olabilir veya olmayabilir.

Bir şeylerin yoktan gelebileceğini iddia etmek, şeylerin hiçbir potansiyelden, ne olursa olsun ya da hiçbir şeyden var olamayacağı anlamına gelir. Böyle bir şeyi iddia etmek sezgilerimize meydan okur ve akla aykırıdır.

Peki, evren yoktan var olmuş olabilir mi? Açık cevap hayır, çünkü hiçbir şeyden bir şey gelmez. Hiçlik hiçbir ‘şey’ üretemez. Bir şey hiçbir nedensel koşuldan kaynaklanamaz. Buna bakmanın bir başka yolu da basit matematiktir. 0 + 0 + 0 kaçtır? 3 değil, 0.

Bunun bu kadar sezgisel olmasının nedenlerinden biri, rasyonel (veya metafizik) bir ilkeye dayanmasıdır: Varlık, yokluktan gelemez. Bunun tersini öne sürmek, karşı söylem dediğim şeydir. Herkes bir şey iddia edebilir. Birisi tüm evrenin sıfırdan gelebileceğini iddia edebiliyorsa, bunun sonuçları saçma olacaktır. Herhangi bir nedensel koşul olmaksızın her şeyin var olabileceğini iddia edilebilir.

Bir şeyin yoktan ortaya çıkması için, en azından bir tür potansiyel veya nedensel koşullara sahip olması gerekir. Hiçbir şey, herhangi bir nedensel durum da dahil olmak üzere, bir yokluğu olmadığına göre, o zaman hiçbir şeyden bir şey ortaya çıkamaz. Bir şeyin hiçbir şeyden doğabileceğini sürdürmek mantıksal olarak, herhangi bir nedensel koşul olmaksızın şeylerin yok olabileceği, bozulabileceği veya yok olabileceği fikrine eşdeğerdir.

Bir şeyin yoktan gelebileceğini savunan bireyler, hiçbir nedensel koşul olmadan da bir şeyin yok olabileceğini iddia etmelidir. Örneğin, bir bina tamamen ortadan kalktıysa, bu tür bireyler olay karşısında şaşırmamalı, çünkü işler hiçbir nedensel koşuldan gelemiyorsa, mantıksal olarak hiçbir şeyin nedensel koşul olmaksızın da yok olabileceği anlamına gelir. Bununla beraber, herhangi bir nedensel koşula atıfta bulunmadan olayların ortadan kaybolabileceğini iddia etmek rasyonel olarak saçma olur.

Yaygın olan bir tartışma da, kuantum boşluğunda parçacıkların ortaya çıkması nedeniyle evrenin yokluktan gelebileceği argümanıdır. Bu argüman, kuantum vakumunu olmadığını varsayar. Ancak bu doğru değildir. Kuantum boşluğu bir şeydir; mutlak bir boşluk değildir ve fizik kanunlarına uyar. Kuantum boşluğu, geçici bir enerji durumudur. Yani hiçbir şey değil, fiziksel bir şeydir. [9]

Profesör Lawrence Krauss’un ‘’Hiçliği’’

Profesör Lawrence Krauss’un ‘’ A Universe from Nothing ‘’adlı kitabı, Leibnizian sorusuyla ilgili tartışmayı canlandırdı ve popülerleştirdi: “neden hiçbir şey değil de bir şey var?” [10] Kitabında Krauss, evrenin ‘hiçlikten’ ortaya çıkmasının makul olduğunu savunuyor. Kulağa saçma gelse de, sonuçlarının bağlamını anlamak için birkaç varsayım ve açıklama ortaya çıkarılmalıdır. Krauss’un “hiçliği” aslında bir şeydir. Kitabında hiçbir şeyi “kararsız”[11] olarak adlandırıyor ve başka yerlerde hiçliğin fiziksel bir şey olmadığını onaylıyor, ama bunu “boş ama önceden var olan alan”[12] olarak adlandırıyor. Bu ilginç bir dilsel sapmadır, çünkü İngilizcede hiçliğin tanımı evrensel bir olumsuzluğa atıfta bulunur, ancak Krauss’un “hiçbir şey” i bir şeyin etiketi gibi görünüyor. Araştırması, “hiçbir şeyin” zamanın, mekanın ve parçacıkların yokluğu olduğunu iddia etse de, eğitimsiz okuyucuyu yanlış yönlendiriyor ve hala bazı fiziksel şeyler olduğunu doğrulamıyor (açıkça). Krauss iddia etse de önemi yok, fiziksel alanlar olmalıdır. Bunun nedeni, alanların olmadığı bir bölgeye sahip olmanın imkansız olmasıdır, çünkü yerçekimi engellenemez. Kuantum teorisinde, bu gerçeklik seviyesindeki yerçekimi, kütleli nesneler gerektirmez, ancak fiziksel malzeme gerektirir. Bu nedenle, Krauss’un “hiçliği” aslında bir şeydir. Kitabının başka bir yerinde, her şeyin kuantum dalgalanmalarından oluştuğunu yazıyor, bu da ‘yoktan’ bir yaratılışı açıklıyor, ancak bunun bir olasılık olması için önceden var olan bir kuantum halini ima ediyor. [13]

‘’Quantum Mechanics and Experience’’ adlı kitabın yazarı Profesör David Albert, Krauss’un kitabı için bir inceleme yazdı ve benzer şekilde şu sonuca vardı:

‘’ Ama bu tam olarak doğru değil. Göreceli kuantum alan kuramsal vakum durumları – zürafalar, buzdolapları veya güneş sistemlerinden daha az olmamak üzere – basit fiziksel şeylerin özel düzenlemeleridir. Hiçbir fiziksel şey olmamasının gerçek göreli kuantum alan kuramsal eşdeğeri şu ya da alanların belirli bir düzenlemesi değildir – alanların yokluğudur! Alanların bazı düzenlemelerinin parçacıkların varlığına karşılık gelmesi ve bazılarının olmaması gerçeği, parmaklarımın bazı olası düzenlemelerinin bir yumruğun varlığına karşılık gelmesi ve bazılarının gelmemesi gerçeğinden daha gizemli değildir. Ve bu alanlar kendilerini yeniden düzenledikçe, parçacıkların zamanla varoluşa girip çıkabilmeleri gerçeği, parmaklarım kendilerini yeniden düzenlerken zamanla yumrukların ortaya çıkıp çıkabilmesinden daha gizemli değildir. Ve bunlardan hiçbiri – eğer doğru bakarsanız – yoktan bir yaratılışın mahallesinde uzaktan yakından bir şey ifade etmez.’’ [14]

Felsefi ayrımlar

İlginç bir şekilde, Profesör Krauss, Leibniz’in sorusuna cevap vermek için hiçbir şeyin tanımını değiştirmiş gibi görünüyor. Bu, Krauss’un tanımı iyi bilinen felsefi ayrımları bulanıklaştırdığı için tüm tartışmayı sorunlu hale getirir. “Hiçbir şey” terimi her zaman bir şeyin yokluğunu veya yokluğu ifade eder. [15] Bu nedenle, Krauss’un ‘hiçbir şey’ inin sonuçları, birisinin aşağıdakileri iddia etmesini makul kılar:

‘’Dün gece harika bir akşam yemeği yedim ve hiçbir şey olmadı’’.

‘’Koridorda kimseyle karşılaşmadım ve beni bu odaya yönlendirdiler.’’ ‘’ Hiçbir şey tuz ve karabiberle lezzetlidir’’ [16]

Bu ifadeler irrasyonel ifadelerdir ve bu nedenle birileri hiçliğin tanımını değiştirmedikçe anlamsız önermelere yol açar. Profesör Krauss’un hiçlik hakkındaki görüşünün varoluşa atıfta bulunmadığını ima etmesi şaşırtıcı değildir. Şöyle yazıyor: “Ancak kesin olan bir şey var. Yaratılış meselesini tartıştığım kişiler tarafından sert bir inanç olarak kabul edilen metafizik “kural”, yani “yoktan hiçbir şey gelir” in bilimde temeli yoktur. ‘’ [17]

Bu açıkça Krauss’un hiçliğin anlamını bir şey ifade edecek şekilde değiştirdiği anlamına gelir, çünkü bir yöntem olarak bilim, fiziksel dünyadaki şeylere odaklanır. Bilim, yalnızca doğa olayları ve doğal süreçler açısından yanıt verebilir. Hayatın anlamı nedir? Ruh var mı? Hiçbir şey nedir? Gibi sorular sorduğumuzda genel beklenti, metafizik yanıtlara sahip olmaktır – ve bu nedenle, herhangi bir bilimsel açıklamanın kapsamı dışındadır.

Bilim, hiçlik veya olmama fikrini ele alamaz, çünkü bilim, gözlemlerin çözebileceği problemlerle sınırlıdır. Bilim filozofu Elliot Sober bu sınırlamayı doğrular. Empirisizm adlı makalesinde, “bilimin, gözlemlerin çözebileceği sorunlara dikkatini sınırlamak zorunda kaldığını” yazıyor. [18] Bu nedenle, Profesör Krauss, bilimin bir sorunu çözmesi için “hiçbir şey” kelimesinin anlamını değiştirdi. Başlangıçta çözemedi. Belki de bu sonuç, birinin bir soruyu cevaplayamaması, yenilgiyi kabul etmek veya soruyu bir başkasına yönlendirmek yerine, sorunun anlamını değiştirmeye başvurmakla eşdeğer olduğu için bir yenilgi olarak kabul edilmelidir.

‘’Hiçbir şey’’ kavramının metafizik bir kavram olduğunu ve bilimin yalnızca gözlemlenebilenle ilgilendiğini söylemek entelektüel olarak daha dürüst olurdu.

Sonuçsuz araştırma ve dil akrobasisinin popüler hale getirilmesi

Bütün bunları bir kenara bırakan Profesör Krauss, ‘hiçlik’ araştırmasının belirsiz olduğunu ve kesin kanıtlardan yoksun olduğunu itiraf ediyor. Şöyle yazıyor: ” Burada olabilir kelimesini vurguluyorum, çünkü bu soruyu açık bir şekilde çözmek için hiçbir zaman yeterli ampirik bilgiye sahip olamayabiliriz.” [19] Kitabının başka bir yerinde, argümanının sonuçsuz doğasını itiraf ediyor: “ayrıntıların çalışılmasıyla ilgili gözlemsel ve ilgili teorik zorluklar nedeniyle, bu konuda hiçbir zaman makul olmaktan daha fazlasını elde edemeyeceğimizi umuyorum.” [20]

Bunun ışığında, Profesör Krauss, evrenin hiçbir şey kelimesini yeniden tanımlamak yerine, vakum durumu gibi fiziksel bir şeyden geldiğini söylemeliydi. Ancak Krauss, dil jimnastiğini popülerleştirme konusunda kararlı görünüyor. ‘’İslam mı Ateizm mi: Hangisi Daha Mantıklı?’’adlı tartışmamız sırasında, Krauss’un hiçliğinin bir tür kuantum pusu gibi bir şey olduğu açıklamak için kitabına atıfta bulundum. Ancak tepki verdi ve hiçlik için “Uzay yok, zaman yok, yasa yok … evren yok, hiçbir şey, sıfır, zip, nada” dedi. 21]

Krauss önemli bir gizli önermeyi kasıtlı olarak atlamış gibi görünüyordu: Hiçbir şeyinde hala bazı fiziksel şeyler var, halka açık bir konferansta açıkça kabul ettiği bir şey. Herhangi bir şeyin ve hiçbir şeyin “… fiziksel büyüklükler” olduğunu söyledi. [22]

Özetle, Profesör Krauss’un hiçliği bir şeydir. Evren, Krauss’un “hiçbir şey” dediği fiziksel bir şeyden geldi ve bu nedenle Leibniz’in sorusuna cevap veremedi: Neden hiçbir şey değil de bir şey var? Gerçekte, Krauss yalnızca şu soruyu yanıtlar: Bir şey bir şeyden nasıl geldi? Bu, bilimin cevaplayabileceği ve dilbilimsel akrobasi gerektirmeyen bir sorudur.

Tanrı’nın varlığı, Krauss’un hiçlik hakkındaki görüşüne göre zayıflatılmaz. Bize gerçekten sunduğu tek şey, evrenin (zaman ve uzay) bir şeyden geldiğidir. Bu nedenle, evren, varlığı için hala bir açıklamaya ihtiyaç duyar.

“Nedensellik yalnızca bu evrende anlam kazanır; bu nedenle, evren sıfırdan gelmiş olabilir. “

Nedensellik kavramı üzerine tarihsel ve akademik tartışmalar, David Hume’un nedenselliğin deneyimlerimizden türetilen bir kavram olduğuna itirazını içerir. Eğer Hume nedensellik konusunda haklıysa, o zaman nedensellik kavramının deneyimlerimizin dışında var olduğunu veya mantıklı olduğunu varsaymakta haklı değiliz. Bu makaledeki argüman, deneyimlerimizin dışındaki olaylara atıfta bulunduğundan-evrenin nasıl ortaya çıktığı-nedensellik bu olayları açıklamak için kullanılamaz. Başka bir deyişle, evren sıfırdan gelebilirdi, çünkü nedensellik kavramı yalnızca evrenin içinde anlamlı olabilir ve onun dışındaki hiçbir şeye uygulanamaz. Evrenin başlangıcı veya varoluşundan önce ne olduğu konusunda hiçbir deneyimimiz yoksa, o zaman bu konuda sessiz kalmalıyız.

Bu itiraz yanlış bir şekilde, nedenselliğin deneyime dayalı bir kavram olduğunu varsayar. Ancak nedensellik a priori; yani deneyimden önce bilgidir. Deneyimlerimizi ilk etapta anlamamız için gerekli olan metafizik bir kavramdır. Bu nedenselliği bize getiren deneyimlerimiz değildir, nedensellik zaten tüm deneyimlerimizdedir. Bu sarı renkli gözlükler takmak gibidir, baktığımız dünya, dünyadaki herhangi bir şey yüzünden değil, her şeye baktığımız gözlükler yüzünden sarı görünür. Nedensellik olmadan, dünyayı anlamlı bir şekilde anlayamayız.

Washington DC’deki Beyaz Saray’a baktığınızı hayal edin. Gözleriniz kapıya, sütunların karşısına, sonra çatıya ve son olarak da ön bahçeye baksın. Algılarınızın sırasını da tersine çevirebilirsiniz; Önce çimenlere, sonra çatıya, sütunlara ve son olarak çatıya bakmaya başlayabilirsiniz. Şimdi bunu başka bir deneyimle karşılaştırın, Londra’daki Thames nehrindesiniz ve geçmişte yüzen bir tekne görüyorsunuz. Teknenin arkasını görmeden önce sadece teknenin önünü görebilirsiniz ve tekne geçerken bu deneyimin sırasını tersine çeviremezsiniz. Beyaz Saray’a baktığınızda önce kapıyı, sonra sütunları vb. Görme seçeneğiniz vardı. Algılarınızın sırasını da tersine çevirebilirsiniz. Ancak, tekneyle başka seçeneğiniz yoktu. İlk ortaya çıkan teknenin ön cephesiydi ve ön tarafı görmeden arkayı görmeye çalışarak algılarınızı yeniden sıralayamazsınız. Bu deneyimleri yaşama sıranızı ne belirler? Algılarınızı ne zaman düzenleyebileceğinizi ve ne zaman düzenleyemeyeceğinizi neden biliyorsunuz? Cevap, nedensellik kavramıdır. Beyaz Saray’ı ve tekneyi algılarken zihninizde oluşan mantıksal nedensel bağlantılar vardır.

Burada alınması gereken nokta, nedensellik kavramına sahip olmadığınız sürece, bazı deneyimlerin sizin tarafınızdan ve diğerlerinin de bağımsız olarak deneyimlenebileceği ayrımını yapamayacağınızdır. Nedensellik yokluğunda, deneyimlerimiz olduklarından çok farklı olurdu. Bunlar sadece tek bir deneyim dizisi olurdu: birbiri ardına bir şeyler. Nedensellik deneyimden bağımsızdır, çünkü onsuz hiçbir şey yaşayamayız. Bu nedenle, mantıksal olarak nedenselliğin evren deneyimimizden önce var olduğu sonucu çıkar.

Eğer yoktan bir şeye sahip olunamıyorsa, Tanrı yoktan nasıl yarattı?

Bu iddia, Tanrı’nın hiçbir şey olmadığını ima ettiği için yanlıştır. Tanrı, iradesi ve gücü ile bir şeyler yaratma ve var olma potansiyeline sahip eşsiz bir faildir. Bu nedenle, hiçbir şeyden gelen bir şeyden söz edilmez. Tanrı’nın iradesi ve gücü, evreni var etmek için nedensel şartlardı.

Yoktan gelen bir şey imkansızdır, çünkü ‘’hiçbir şey’’ var olmama, potansiyel ve nedensel koşullar olmadığını ima eder. Herhangi bir potansiyel veya önceden nedensel etkinlik olmaksızın mutlak bir boşluktan bir şeyin ortaya çıkabileceğini iddia etmek mantıksızdır. Tanrı, bu nedensel faaliyeti kendi iradesiyle ve gücüyle sağlar. İslami entelektüel gelenek, Allah’ın yoktan yarattığını ifade etse de, bu yaratma eylemi, maddi hiçbir şeyin olmadığı anlamına gelir. Ancak, herhangi bir nedensel koşul veya potansiyel olmadığını varsaymaz. [23] Tanrı’nın iradesi ve gücü, evreni var etmek için nedensel koşulları oluşturur.

Kendini mi yarattı?

Evren kendini yaratmış olabilir mi? ‘Yaratılmış’ terimi, ortaya çıkan bir şeyi ifade eder ve bu nedenle bir zamanlar var olmamıştır. Yaratılan bir şey hakkında konuşmanın bir başka yolu da ortaya çıkarılmasıdır. Tüm bu kelimeler, yaratılan her şey sonlu olduğu için sonlu bir şey anlamına gelir. Yaratılış kavramını anlamak, kendini yaratmanın mantıklı ve pratik bir imkansızlık olduğu sonucunu verir. Bunun nedeni, kendi kendini yaratmanın, bir şeyin var olduğunu ve aynı zamanda var olmadığını ima etmesidir, ki bu imkansızdır. Ortaya çıkan bir şeyin, bir zamanlar var olmadığı anlamına gelir; ancak, kendini yarattığını söylemek, var olmadan önce de var olduğu anlamına gelir!

Aşağıdaki soruyu düşünün: annenizin kendisini doğurması mümkün mü? Böyle bir şeyi iddia etmek, doğmadan önce doğması gerektiğini gösterir. Bir şey yaratıldığında, bir zamanlar var olmadığı ve bu nedenle hiçbir şey yapma gücüne sahip olmadığı anlamına gelir. Dolayısıyla, kendisini yaratmak için yaratılmadan önce herhangi bir güce sahip olamayacağı için, kendisini yarattığını iddia etmek imkansızdır. Bu, tüm sonlu şeyler için geçerlidir ve bu da evreni içerir. İslam Alimi El-Hattabi, bu argümanın yanlışlığını uygun bir şekilde özetlemektedir: “bu daha da yanlış bir argümandır, çünkü eğer bir şey yoksa, nasıl güce sahip olarak tanımlanabilir ve nasıl bir şey yaratabilir? Nasıl bir şey yapabilir ki Bu iki iddia çürütülürse, onların bir yaratıcısı olduğu anlaşılır, öyleyse O’na iman etsinler. ” [24]

İngiliz Hümanist Derneği’nin şu anki başkanı Andrew Compson, bir keresinde benimle Birmingham Üniversitesi’nde kamuya açık bir tartışmaya girdi. Allah’ın varlığına dair Kuranî argümanı sundum. Kendi kendini yaratmanın imkansız olduğuna dair iddiama cevabı, kendi kendini yaratmanın, biyolojide eşeysiz üreme olarak da bilinen tek hücreli organizmalarda bulunabileceğiydi.

Andrew’ün itirazı birkaç nedenden dolayı yanlıştır. Birincisi, tek hücreli organizmalarda bahsettiği şey, kendi kendini yaratma değil, daha ziyade, yavruların tek bir organizmadan doğduğu ve yalnızca o ebeveynin genetik materyalini miras aldığı bir üremedir. İkincisi, örneğini mantıksal olarak evrene genişletirsek, evrenin her zaman var olduğunu varsayar, çünkü eşeysiz üremenin gerçekleşmesi için çocuktan önce var olan bir ebeveyne ihtiyacınız vardır. Dolayısıyla itirazı aslında benim değindiğim noktayı kanıtlıyor; evren bir zamanlar hiç var olmadı, bu yüzden kendisini var edemezdi. Bu itirazın saçma olduğunu düşünüyor olabilirsiniz ve aslında bunu tartışmaya gerek yoktu. Katılıyorum. Bununla birlikte, bazı ateist karşı argümanlarının ne kadar mantıksız olabileceğini göstermek için bunu da bunu dahil ettim.

Yaratılmış başka bir şey tarafından yaratılma?

Hadi şu sorunun cevabının “evet” olduğunu varsayalım: Evren yaratılmış başka bir şeyden mi yaratıldı? Bu, sorgulayan kişiyi tatmin edecek mi? Kesinlikle hayır. Tartışan kişi hiç şüphesiz şunu soracaktır, “O zaman o şeyi kim yarattı?” Eğer, “Başka bir şey yarattı” şeklinde cevap verseydik sizce o kişi nasıl cevap verirdi? Evet, doğru tahmin ettiniz: “O şeyi kim yarattı?”.  Eğer bu gülünç diyalog sonsuza kadar sürseydi, o zaman bu tek bir şeyi kanıtlardı: yaratılmamış bir yaratıcı ihtiyacı. Neden? Çünkü evren gibi, yaratılmış bir şeyin vaziyetine sahip olamayız, yaratılmış başka bir şeyden yaratılmak sonsuza kadar geriye giden sonsuz bir zincirdir (Sonsuz sebepler gerilemesi olarak bilinir). Tamamen mantıksızdır. Şu örnekleri inceleyin:

  • Hedefini yakalayan ve onu vurma onayı için karargah ile haberleşen bir suikastçi hayal edin. Karargah da daha üstteki birinden onay almak için suikastçiye beklemesini söylüyor. Daha sonra o kişi de kendisinden daha üstteki birinden onay almaya çalışıyor ve bu durum bu şekilde devam ediyor. Eğer bu durum sonsuza kadar sürecek olsa, suikastçi hedefini hiç vurabilir mi? Tabii ki hayır! Başka biri daha üstteki birinden emir almak için beklerken o da beklemeye devam ederdi. Emrin verildiği bir kişi veya bir yerin olması gerekir; öyle bir yer ki orada daha üst kademede bir şey yoktur. Dolayısıyla, bu örneğimiz sonsuz sebepler gerilemesindeki rasyonel kusuru gösterir. Bunu evrene uyarladığımızda mutlaka bir yaratılmamış yaratıcının var olması gerektiğini varsaymamız gerekir. Yaratılmış olan evren, yaratılmış olan başka bir şeyden yaratılmış olamaz, ebediyen. Eğer öyle olsaydı bu evren var olmazdı. Var olduğu için irrasyonel bir önerme olan sonsuz sebepler gerilemesini dikkate almamıza gerek yok.[25]
  • Hisse senetlerini ya da tahvillerini yatırımcıdan izin almadan satamayan ve alamayan bir borsacı düşünün. Borsacı yatırımcıdan izin istediğinde o da yatırımcısından izin almak zorunda. Bunun sonsuza dek sürdüğünü hayal edin. Borsacı hisse senetlerini ya da tahvillerini hiç alıp satabilir miydi? Hayır. Başka hiçbir izin gerektirmeden yalnız kendisi için izin veren bir yatırımcı olmalıdır. Aynı şekilde, bunu evrene uyarladığımızda mutlaka bir yaratılmamış yaratıcının var olması gerektiğini varsaymamız gerekir.

Yukarıda bahsedilen örnekleri doğrudan evrene uyarladığımız zaman, evrenin yaratılmış başka bir şey tarafından yaratıldığı fikrinin saçmalığı gün yüzüne çıkacaktır. E1 evreninin yaratılışının ilk nedeninin E2 olduğunu ve E2’nin yaratılışının nedeninin E3 olduğunu düşünün. İlk etapta E1’e sahip olmazdık. Şu şekilde düşünün, E1 ne zaman var oluyor? Yalnızca E2 var olduğunda. E2 ne zaman var oluyor? Sadece E3 var olduğunda. Bu sorun sonsuza kadar devam etsek bile sürecek. Eğer E1’in var olabilmesi yaratılmış olan sonsuz evrenler zincirine bağlı olsaydı E1 asla var olamazdı.[26] Müslüman felsefeci ve bilim adamı Dr. Cafer İdris’in de söylediği gibi: “Asıl nedenlerin dizileri olmazdı sadece var olmayanlarınki olurdu… Aslında gerçek etrafımızda var olandır. Yani, onların nihai nedeni zamansal nedenlerden mutlaka başka bir şey olmalıdır.”[27]

Yaratılmamış bir şey tarafından yaratılma?

Peki, seçenek nedir? Seçenek ilk sebeptir. Bir diğer deyişle, nedensiz bir sebep veya yaratılmamış bir yaratıcı. 11. yy alimi ve filozofu Gazali nedensiz bir nedenin varlığını ya da yaratılmamış bir yaratıcının varlığını şu şekilde özetliyor: “ Aynı şey nedenin nedeni olarak söylenebilir. Bu durum ya sonsuza kadar sürecek, ki bu mantıksızdır ya da bir yerde sona erecek.”[28]

Yukarıdaki tartışmanın vurguladığı şey, bir şeyin her zaman var olması gerektiğidir. Şimdi iki bariz seçenek var: Allah ya da evren. Evren bir başlangıca sahip olduğundan ve bağımlı olduğundan her zaman var olamaz. Bu yüzden, her zaman mutlaka var olması gereken şey Allah’dır. Prof. Antony Flew’in Yanılmışım Tanrı Varmış adlı eserinin ekinde, felsefeci Abraham Varghese basit ama etkileyici bir şekilde bunu açıklıyor. Şöyle diyor: “Teistler ve ateistler açıkça bir şey üzerinde artık hemfikirler: Eğer bir şey varsa ondan önce daima var olan bir şey olmalıdır. Bu ebediyen var olan gerçeklik nasıl meydana gelmiştir? Cevap, böyle bir gerçekliğin hiç meydana gelmediğidir. Bu her zaman vardı. Seçiminizi yapın: Tanrı ya da evren. Biri en başından beri vardı.”[29]

Böylelikle yaratılmış her şey için yaratılmamış bir yaratıcının varlığı sonucunu çıkarabiliyoruz. Bu argümanın gücü Hz. Muhammed’in (s.a.v) sahabesi Cübeyr b. Mut’im’in cevabında ele alınır. Kur’an’ın bu argümana hitap eden ilgili ayetleri duyduğunda şöyle demiştir, “Kalbim çatlayacak sandım.”[30] Âlimel-Hattabî bu ayetlerden bu kadar etkilenmesinin sebebini şuna bağlar “içerdiği güçlü delil onun o hassas tabiatına dokundu ve o zekası sayesinde onu anladı.”[31]

Şu ana kadar tespit edilen şey yaratılmamış bir yaratıcının olması gerektiğidir. Bu geleneksel “Allah” kavramını kastetmez. Aslında yaratılmamış yaratıcı hakkında dikkatli düşünürsek “Allah”ın geleneksel anlayışına götüren sonuçları çıkarabiliriz.

Sonsuz

Bu yaratıcı, yaratılmamış olduğu için bu onun her zaman var olduğu anlamına gelir. Başlangıcı olmayan bir şey her zaman mevcuttur ve her zaman olan şey sonsuzdur. Kur’an bunu açıklığa kavuşturur: “Allah, Öncesiz ve Sonrasız, Bütün Var Olmakta Olanların Sebepsiz Sebebi. “O doğurmamıştır, doğrulmamıştır.”[32]

Allah’ı Kim Yarattı?

İlahi olanın ebedîliğine karşı verilen tipik bir ateist klişesi: Allah’ı kim yarattı? Bu çocukça tartışma, bu yazıda açıkladığım argümanın büyük bir yanlış beyanı ve yanlış anlamasıdır. Bu soruya iki ana cevap var.

İlk olarak, evrenin nasıl oluştuğuna dair tartıştığımız üçüncü olasılık şuydu: Yaratılmış bir şey tarafından yaratılmış olabilir mi? Sonsuz sebepler gerilemesinin absürtlüğünden dolayı bunun mümkün olmadığını izah etmiştik. Netice gayet basitti: Mutlaka yaratılmamış bir yaratıcı olmalıdır. Yaratılmamış olması demek Allah’ın yaratılmamış olması demektir. Bu gerçeği vurgulamak için zaten birkaç örnek vermiştim.

İkinci olarak, evrenin yaratılışının en iyi açıklaması olarak “Allah” kavramına ulaşınca O’nu başka birinin yarattığını iddia etmek mantıksız olacaktır. Allah evreni yarattı ve onun sınırları tarafından sınırlanmadı; O, tanım olarak yaratılmamış Olandır ve O asla sonradan oluşmamıştır. Hiç başlamayan bir şey, yaratılamaz. Profesör John Lennox bunları şu şekilde açıklıyor:

“İrlandalı bir arkadaşın söylediğini duyabiliyorum: ‘Pekala, bu tek bir şeyi kanıtlar- eğer daha iyi bir argümanları olsaydı onu kullanırlardı.’ Eğer bunun güçlü bir itiraz olduğu düşünülüyorsa  sadece soruyu düşünün: Tanrıyı kim yarattı? Bu sorunun çokça sorulması, sorgulayan kişinin Tanrı’yı kendi zihninde yaratmış olduğunu gösterir. O halde bu kişinin (Richard Dawkins) kitabına Tanrı Yanılgısı ismini vermesi hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü yaratılmış bir Tanrı tanımı gereği bir yanılgıdır—Ksenophanes’in,  Dawkins’den yüzyıllar önce belirttiği gibi. Yaratılmış-Tanrı Yanılgısı daha bilgilendirici bir başlık olurdu. Kitap daha sonra broşür şeklinde de yayımlanabilirdi—ama o zaman da satışlar zarar görürdü… Çünkü evreni yaratan ve koruyan Tanrı yaratılmadı—O ebedidir. O “yaratılmadı”  bilimsel yasalara tabi değildir; O, bu evreni yasalarıyla yaratandır. Gerçek, Tanrı ile evren arasındaki temel ayrımlardır. Evren yaratıldı, Tanrı değil.”[33]

Allah’ın Evrenden Ayrı Olması

Bu yaratılmamış yaratıcı, yaratmanın bir parçası olamaz. Bir marangozun bir sandalye yapışı bunun için iyi bir örnek olur. Sandalyenin yapımında ve tasarımında marangoz sandalye haline gelmez. O sandalyeden ayrıdır. Bu örneği yaratılmamış olan yaratıcıya da uyarlayabiliriz. O, evreni yarattı ve yarattığı şeyden ayrı oldu. Âlim İbn Teymiyye bunu “yaratılmış” olarak tanımlar, Allah’tan ayrı olan şey.[34]

Eğer yaratıcı yaratımın bir parçası olsaydı bu onu sınırlı fiziksel özelliklere tabi ve bağlı yapardı. Bu da O’nun varlığı için bir açıklamaya ihtiyaç duyulacağı anlamına gelir ki bu da O’nun Allah olamayacağı manasına gelir.

Kur’an, Allah’ın evrenden bağımsız oluşunu onaylar: “Hiçbir şey O’na benzemez.”[35]

Bilme

Bu yaratılmamış yaratıcı bilgiye sahip olmalıdır çünkü yarattığı evren yasalarla kurulmuştur. Bunlar; yer çekimi kanunu, zayıf ve güçlü nükleer çekirdek kuvveti ve elektromanyetik güçtür. Bu yasalar bir kanun koyucu olduğunu gösterir ve yasa koyucu da bilmeye delalet eder. Kur’an der ki: “Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”[36]

Kuvvet

Bu yaratılmamış yaratıcı güçlü olmalıdır çünkü evreni yaratmıştır ve evren hem kullanılabilir hem de  potansiyel olan muazzam bir enerjiye sahiptir. Mesela gözlemlenebilir evrende atomların sayısını düşünün ki bu 1080 civarlarındadır. [37] Eğer bu atomlardan sadece birini alıp parçalasaydınız çok büyük miktarda enerji açığa çıkardı -çekirdek bölünmesi -. Böylesine bir potansiyel ve kullanılabilir enerjiyle yaratılmış bir şey bu gücü kendisinden alamaz. Sonuçta bu da güçlü olması gereken Yaratıcıdan gelmiştir.

Eğer yaratıcı güçsüz olsaydı bu O’nun zayıf, aciz ve kabiliyetsiz olduğu anlamına gelirdi. Evren yaratılmış olduğu için Yaratıcının güçlü olması gerektiği de basit bir kanıttır. Şimdi evreni ve onun içerdiği her şeyi iyice düşünerek Yaratıcının o muazzam gücünü hayal edin. Kur’an Allah’ın gücünü teyit eder:

“Allah dilediğini yaratır; çünkü O gerçekten de her şeye kâdirdir.”[38]

Her Şeye Gücü Yeten Paradoksu

Allah’ın gücüne dair İslami duruş İmam el-Tahavi’nin Öğretisinde özetlenmiştir. Şöyle der, “O, Kâdirdir. Her şey O’na bağlıdır ve hiçbir şey O’na zor gelmez.”[39]

Aslında bu her şeye gücü yeten paradoksu Allah’ın gücüne karşı yapılan yaygın bir itirazdır. Bu, Mutlak Güce Sahip Olan’ın gücünü sınırlama kudreti ile ilgilidir. Ortaya çıkan soru şudur: Eğer Allah‘ın her şeye gücü yetiyorsa yerinden oynatamayacağı bir taş yaratabilir mi?

Bu soruya cevap vermek için mutlak kudretin anlamının netleştirilmesi gerekiyor. Kastedilen şey olası her şeyi gerçekleştirme kudretidir. Mutlak güç başarısızlığın imkansızlığını da içerir. Sorgulayan kişi, Allah’ın mutlak güç sahibi olduğu için yapamayışı dahil her şeyi yapabileceğini söylüyor. Bu irrasyonel ve absürt şey “Mutlak Güce Sahip Olan, Her şeye gücü Yeten olamaz” demekle aynıdır. Bir şeye güç yetirememek mutlak gücün bir özelliği değildir. Bu açıdan Allah’ın “yerinden oynatamayacağı bir taş yaratması” imkansız ve anlamsız bir olayı tanımlıyor .

Bu soru “beyaz bir karga” ya da “yuvarlak bir üçgen” gibi mümkün bir durum tanımlamıyor. Böyle ifadeler hiçbir şey söylemez; bilgisel değerleri yoktur ve anlamsızlardır. Peki neden anlamsız bir soruya cevap verelim? Doğrusunu söylemek gerekirse bu, gerçek bir soru bile değil.

Kur’andaki “Allah her şeye Kâdirdir” ayetini,[40] tefsir, hadis ve fıkıh âlimi el- Kurtubi  Allah’ın gücünün olası her durumu ifade ettiğine işaret ederek açıklar: “Bu bilinen (yaygın)  bir ayettir… Allah’ı güç niteliğiyle tanımlamak caizdir. Allah’ın Kadir ismine sahip olduğu konusunda herkes hemfikir… Allah, var olup olmadığına bakılmaksızın her olasılık üzerinde güç sahibidir .”[41]

Sonuç olarak  Allah hayal edebileceğimizden çok daha ağır bir taş yaratabilir ama O, her zaman o taşı oynatabilecektir çünkü yapamama durumu mutlak gücün bir özelliği değildir.[42]

İrade

Bu yaratılmamış yaratıcı pek çok sebepten ötürü irade sahibi olmaldır.

Birincisi, bu yaratıcı ebedi olduğu ve sonlu bir evren yarattığı için evrenin yaratılmış olması bir seçim olmalıdır. Evren var olmadığı ve var olmamış bir şekilde kalabileceği zaman bu yaratıcı onu var etmeyi seçmiş olmalıdır. Seçime sahip olan bir şey tabii ki de bir iradeye sahiptir.

İkincisi, evren bilinçli bir iradeye ve isteme sahip varlıkları kapsar. Dolayısıyla iradeye sahip varlıklarla evreni yaratanın da iradeye sahip olması gerekir. Biri kendisinde olmayan bir şeyi başkasına veremez (veya kendisinde olmayan bir şeyi meydana getiremez). Yani, Yaratıcı irade sahibidir.

Üçüncüsü, evrenin yaratılışına uyarlayabileceğimiz iki farklı açıklama var. İlki bilimsel, ikincisi ise öznel. Çayı kullanarak bunu açıklayayım. Çay yapmak için suyu kaynatmam, poşet çayı bardağa koymam ve demlenmesine olanak sağlamam gerekiyor. Bu süreç bilimsel olarak açıklanabilir. Kaynama noktasına ulaşmadan önce suyun 100 derece olması gerekiyor (212 Fahrenheit derece), yarı geçirgen bir süzgeçten geçmesi gerekiyor (poşet çay) ve bütün bunların gerçekleşmesini sağlamak için kaslarım uzuvlarımı hareket ettirebilsin diye glikojen depolarımı kullanmam gerekiyor. Tabii ki de eğitimli bir bilim adamı daha detaylı bir şekilde anlatabilirdi ama bence meseleyi anladınız. Bir diğer taraftan bütün bu süreç öznel bir şekilde de açıklanabilir: çay yapıldı çünkü ben çayı istedim. Şimdi bunu evrene uyarlayalım. Yaratıcı’nın evreni nasıl yarattığı hakkında gözlemimiz ya da ampirik bulgularımız yok; sadece öznel açıklamalara bel bağlayabiliriz ki bu Allah’ın evrenin var olmasını seçtiğidir. Bilimsel açıklamalarımız olsaydı bile, çay örneğinde gösterildiği gibi, öznel olanı çürütmezdi.[43]

Kur’an Allah’ın iradeye sahip olduğu gerçeğini doğruluyor: “ Şüphesiz, senin Rabbin istediğini yapandır.”[44]

İslam âlimi El-Gazali Allah’ın irade sahibi olmasının getirdiği sonuçları güzel bir şekilde özetliyor. Her şeyin Allah’ın iradesi sonucunda olduğunu ve hiçbir şeyin bundan kaçamayacağını söylüyor:

“O’nun var olan her şeyin İsteyen’i olduğuna şehadet ederiz, olup biten bütün olayların hakimi; O’nun iradesi dışında, görünen veya görünmeyen dünyaya az-çok, küçük-büyük, iyi-kötü, menfi-müspet, inanç-inançsızlık, bilgi-cehalet, başarı-başarısızlık, yükseliş-alçalış, itaat-itaatsizlik; hiçbir şey gelemez. Dilediği şeyler gerçekleşir, dilemedikleri gerçekleşmez; O’nun iradesine tabi olmayan ne bir bakış ne de kalpte duyulan bir düşünce vardır. O, Yaratan ve dilediğini Yapan’dır. O’nun emirlerini bozacak ya da emirlerine yeni bir şey ekleyecek olan, bir kulu, O’nun yardımı ve merhameti dışında,  O’na itaatsizlikten vazgeçtirtecek olan yoktur ve O’nun dileği dışında hiç kimsenin O’na itaat etme gücü yoktur.”[45]

Nedensellik, Zaman ve Büyük Patlama Üzerine Bir Not

Bazı itiraz sahipleri nedenselliğin sadece zamanla mantık kazandığını iddia ediyor. Büyük Patlamada zaman başladığından beri evrene bir şeyin neden olduğunu iddia edemeyeceğimizi çünkü Büyük Patlamanın öncesinin olmadığını söylüyorlar. Zamanın yokluğunda “neden veya sonuç yoktur, çünkü neden sonuçtan önce gelir.”[46]

Bu itirazla ilgili birkaç sorun var.[47]

  • Nedenselliğin sadece zamanla mantık kazandığını iddiası kanıt gerektiriyor. Felsefede nedenselliğin doğası ve tanımı için fikir birliği yoktur. Nedenselliği ve nedensel ilişkileri açıklamaya ve anlamaya çalışan pek çok yaklaşım mevcuttur. Bu yaklaşımlardan bir tanesi eşzamanlı nedensellik. Bu görüş şudur; “Nedenler her zaman ani sonuçlarıyla eş zamanlı meydana gelir.”[48] Biri evrenin ve onun nedeninin aynı anda meydana geldiğini söyleyebilir. Şu düşünce deneyi böyle bir nedensel ilişkiyi açıklıyor. Sonsuz bir top ve sonsuz bir yastık hayal edin. Top yastık izinin nedeni ama neden (top) sonuçtan önce gelmez. (yastıktaki iz); çünkü zaman objelerin sonsuzluğu sebebiyle bir faktör değil.[49] Bu argümanın bağlamında, Allah’ın evreni yarattığı an, evrenin var olduğu an olabilir. Bu nedensellik türü zaman dışıdır. Yani, neden (burada Allah’ın iradesi ve gücü) nedensel olarak önceden  meydana gelmiştir ama zamansal olarak önceden değil (zamanda). Neden ve sonuç aynı anda meydana gelmiştir.
  • Bilimde zaman kavramı üzerinde fikir birliği olduğu kabul edilir. Kuantum mekaniğinde ve genel görelilikte zamanın farklı kavramları vardır. Zamanın literatürde yanlış temsil edildiği fikrini varsaymak gerekir.[50]
  • Bu itiraz kendi kendini engelliyor. Eğer nedensellik zaman olmaksızın var olamasaydı o zaman Büyük Patlama da kabul edilmezdi. Büyük Patlamanın tekilliği noktasında zamanın olmadığı göz önüne alındığında ama zamanın sınırında ve sınır açıkça nedensel olarak evrenin geri kalanıyla bağlantılı, o zaman bu nedensel ilişki zamansız nasıl mantıklı olabilir? Eğer itiraz sahipleri, sınırın zamansal olarak evrenin geri kalanıyla ilişkili olduğunu kabul ederlerse Allah’ın evreni yaratma iradesini ve gücünü tezahür ettirmeye karar verdiğinde aynı zamansız nedensel ilişkiyi de kabul etmelidirler.[51] Eğer nedenselliğin zaman dışında mantıksız olduğunu söylemeyi sürdürürlerse tekilliğin evrenin geri kalanına olan sınırı arasındaki nedensel ilişkiyi de reddetmek zorunda kalırlardı ki bu itiraz sahibinin bazı fizikçilerin evrenin sınırının olmadığını iddia ettiğini, iddia etmelerini reddetmesiyle aynıdır. Ancak bu, üzerinde fikir birliği olmayan tartışmalı bir konudur.[52]

Nedenselliğin doğası konusunda bir fikir birliği olmadığı ve zamanın tartışmaya açık bir kavram olduğu göz önüne alındığında, yukarıdaki itiraz bu yazıda sunulan argüman mağlup bir argüman değildir.

Bu yazıdaki argümana karşı olan başka itirazlar da olmasına rağmen haklı argümanlar olarak nitelendirilemezler. Yani, bu itirazlara cevap verilmese bile bu argüman rasyonel gücünü sürdürmektedir. Yine de bu argümana karşı çıkan bazı sorular var,  mesela: Eğer evrenin yaratıcısı ebedi ise neden evren ezelden beri var olmak yerine sonradan var oldu? Eğer Allah azami ölçüde mükemmel ve mutlak güç sahibiyse, O’nun bütün bunları yaratmasına ne sebep oldu? Allah bu mükemmellik niteliklerine sahip olmak için mi yaratılışı istedi? Bu sorular detaylı olarak The Kalam Cosmological Argument and the Problem of Divine Creative Agency and Purpose’de ele alınmıştır.[53]

Bu yazıda Kur’an’ın Allah’ın varlığı için sezgisel ve güçlü argümanlar verdiğini gördük. Evrenin sonu olduğu için başlangıcı da vardır. Eğer başlangıcı varsa hiçlikten geldiği, kendi kendini oluşturduğu, yaratılan bir şey tarafından yaratıldığı ya da yaratılmamış bir şeyden yaratıldığı şeklinde açıklanabilir. Rasyonel cevap ise evrenin güç, bilgi, irade sahibi ve evrenden ayrı olan yaratılmamış bir yaratıcı tarafından yaratıldığıdır. Ayrıca bu yaratıcı, eşsiz olmalıdır.

“The Divine Reality: God, Islam & The Mirage of Atheism” adlı kitabımdan alınmıştır.

çeviri: Ebrar Öztürk – Beyza Arvas

yazı link: https://www.hamzatzortzis.com/the-qurans-argument-for-gods-existence/

Referanslar

[1] Gwynne, R. W. (2004) Logic, Rhetoric and Legal Reasoning in the Qur’an: God’s Arguments. Abingdon: Routledge. 2004, p. ix.

[2] Ibid, p. 203

[3] Cited in Hoover, J. (2007). Ibn Taymiyya’s Theodicy of Perpetual Optimism. Leiden: Brill, p. 31.

[4] Kur’an, 52; 35-36.

[5] Mohar, M. A. (2003). A word for word meaning of the Qur’ān. Vol III. Ipswich: JIMAS, p. 1713.

[6] Bu argüman Idris, J. (1994) The Contemporary Physicists and God’s Existence’den ilham almış ve ona dayanmıştır. Şurada mevcut: http://www.jaafaridris.com/the-contemporary-physicists-and-gods-existence/ [Accessed 23rd November 2016].

[7] Hilbert, D. (1964). On the Infinite. In: P. Benacerraf and H. Putnam (eds), Philosophy of Mathematics: Selected Readings. Englewood Cliffs, NJ: Prentice-Hall, p. 151.

[8] Quine: Terms explained. Şurada mevcut: http://www.rit.edu/cla/philosophy/quine/underdetermination.html [Accessed 23rd October 2016].

[9] American Physical Society. (1998). Focus: The Force of Empty Space.Şurada mevcut: http://physics.aps.org/story/v2/st28 [Accessed 23rd November 2016].

[10] Leibniz, G. W. (1714). The Principles of Nature and Grace, Based on Reason. 1714. Şurada mevcut: http://www.earlymoderntexts.com/assets/pdfs/leibniz1714a.pdf [Accessed 4th October 2016].

[11] Krauss, L. M. (2012). A Universe from Nothing: Why is there Something Rather Than Nothing. London: Simon & Schuster, p. 170.

[12] Ibid.

[13] Ibid, p. 105.

[14] Albert, D. (2012). ‘A Universe From  Nothing,’ by Lawrence M. Krauss.Şurada mevcut: http://www.nytimes.com/2012/03/25/books/review/a-universe-from-nothing-by-lawrence-m-krauss.html?_r=0 [Accessed 1st October 2016].

[15] Craig, W.L. (2012). A Universe from Nothing. Şurada mevcut: http://www.reasonablefaith.org/a-universe-from-nothing [Accessed 9th October 2016].

[16] Anakojiler Craig, W.L’den alınmıştır. (2012). A Universe from Nothing. Şurada mevcut: http://www.reasonablefaith.org/a-universe-from-nothing [Accessed 9th October 2016].

[17] Krauss, L. A (2012). Universe from Nothing, p. 174.

[18] Sober, E. (2010). Empiricism. In: Psillos, S and Curd, M, ed, The Routledge Companion to Philosophy of Science. Abingdon: Routledge, pp. 137-138.

[19] Krauss, L. (2012) A Universe from Nothing, p. xiii.

[20] Ibid p. 147.

[21] iERA. (2013). Lawrence Krauss vs Hamza Tzortzis – Islam vs. Atheism Debate. Available at: http://www.youtube.com/watch?v=uSwJuOPG4FI [Accessed 10th September 2016].

[22] Tony Sobrado. (2012). How the Universe Came from ‘Nothing’, Richard Dawkins ve Lawrence Krauss tartışması. Şurada mevcut: https://youtu.be/CXGyesfHzew?t=921 [Accessed 2nd October 2016].

[23] Wali-Allah, S. (2003). The Conclusive Argument from God (Hujjat Allah al-Baligha). Marcia K. Hermansen tarafından çevrilmiştir. Islamabad: Islamic Research Institute, p. 33.

[24] Cited in Al-Bayhaqi, A. (2006). Kitab al-Asma was-Sifat. Abdullah Al-Hashidi tarafından düzenlendi. Cairo: Maktabatu al-Suwaadi. Vol 2, p. 271.

[25] Bu örnek Green, A. R’den alınmıştır. The Man in the Red Underpants. 2nd Edition. London: One Reason, pp. 9-10.

[26] Bu örnek Idris, J’den alınmıştır. (2006). Contemporary Physicists and God’s Existence (part 2 of 3): A Series of Causes. Şurada mevcuttur: http://www.islamreligion.com/articles/491/ [Accessed 2nd October 2016].

[27] Idris, J. (2006). Contemporary Physicists and God’s Existence (part 2 of 3): A Series of Causes. Şurada mevcut: http://www.islamreligion.com/articles/491/ [Accessed 2nd October 2016].

[28] Cited in Goodman, L. E. (1971). Ghazali’s Argument From Creation (I). International Journal of Middle East Studies, 2(1), 83.

[29] Flew, A. (2007). There is a God: How the World’s Most Notorious Atheist Changed His Mind. New York: HarperOne. 2007, p. 165.

[30] Buhari’den alınmıştır.

[31] Cited in Al-Bayhaqi, A. (2006). Kitab al-Asma was-Sifat. Vol 2, p. 270.

[32] Kur’an, 112; 2-3.

[33] Lennox, J. C. (2009). God’s Undertaker: Has Science Buried God? Oxford: Lion Books, p. 183.

[34] Hoover, J. (2004). Perpetual Creativity in the Perfection of God: Ibn Taymiyya’s Hadith Commentary on God’s Creation of this World. Journal of Islamic Studies 15(3), 296.

[35] Kur’an; 42; 11.

[36] Kur’an, 58; 7.

[37] Bu, gözlemlenebilir evrendeki tahmini yıldız sayısında bulunan hidrojen atomlarının sayısına dayalı bir tahmindir. Eğer diğer atomlar da eklenirse sayı da yükselir.

[38] Kur’an, 24; 45.

[39] Et-Tahavi. (2007). İmam Tahavi öğretisi. Arapçadan çevrildi, Hamza Yusuf tarafından tanıtıldı ve açıkland. California: Zaytuna Institute, p. 50.

[40] Kur’an, 2; 20.

[41] El-Kurtubi, M. (2006). el-Câmiʿ li-aḥkâmi’l-Ḳurʾân. Dr. Adullah Al-Turki ve Muhammad ‘Arqasusi tarafından düzenlendi. Beirut: Mu’assasa al-Risalah. Vol 1, pp. 338-9.

[42] Craig, W. L’den esinlenildi ve alındı. The coherence of Theism – part 2. Şurada mevcut: http://www.bethinking.org/god/the-coherence-of-theism/part-2 [Accessed 13th November 2016].

[43] Swinburne, R. (2004). The Existence of God. 2nd Edition. New York: Oxford University Press, pp. 52-72.

[44] Kur’an,11; 107.

[45] El-Gazali, M. (2005).  İhya-u Ulumi’d Din. Beirut: Dar Ibn Hazm, p. 107.[46] Rizvi, A. (2016). The Atheist Muslim. New York: St. M

KUR’AN’IN ALLAH’IN VARLIĞINA DAİR ARGÜMANI – HAMZA A. TZORTZİS

Yazı dolaşımı


KUR’AN’IN ALLAH’IN VARLIĞINA DAİR ARGÜMANI – HAMZA A. TZORTZİS” için 39 yorum

  1. It’s the best time to make some plans for the future and it’s time to be happy. I’ve read this post and if I could I wish to suggest you few interesting things or advice. Perhaps you can write next articles referring to this article. I desire to read more things about it!

  2. Geri bildirim: gay fantasy dating sims
  3. Hello it’s me, I am also visiting this website regularly, this web site
    is truly good and the people are truly sharing nice thoughts.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.