MANTIKSAL KÖTÜLÜK PROBLEMİ

Pozitif ateizmin en meşhur ve köklü argümanı olan Kötülük Problemi literatürde birkaç ana kategori altında incelenir. Evrendeki kötülüklerin varlığının Tanrı’nın var olma ihtimalini sadece düşürmediğini, Tanrı’nın varlığı ile kötülüklerin varlığı arasında uzlaşması mümkün olmayan bir çelişki olduğunu öne süren Mantıksal Kötülük Problemi için bu argümanın en radikal versiyonudur denilebilir. Tarihsel izleri Epikür’e kadar sürülebilecek olan bu problem şu şekilde formüle edilebilir:

  1. Eğer Tanrı sonsuz güçlü ve sonsuz iyi ise sonsuz gücü gereği kötülüğü engelleyebilir, sonsuz iyiliği ise O’nun kötülükleri engellemesini zorunlu kılar.
  2. Evrende kötülükler vardır.
  3. Öyleyse Tanrı ya kötülükleri engellemek istememekte –bu durumda kötüdür- ya da kötülüğü engellemeye güç yetirememektedir. -bu durumda Kadir-i Mutlak (Omnipotent) değildir.
  4. Her iki durumda da teizmin sonsuz güçlü ve saf iyi olan Tanrı’sının var olması imkansızdır.

Bu bağlamda geçen “imkansız” kelimesi önemlidir; zira o, problemin mantıksal versiyonunu Delilci Kötülük Problemi denilen alternatifinden ayıran temel kavramdır. Argüman, Tanrı’nın varlığı ile kötülüklerin varlığının hiçbir durumda aynı anda bulunamayacağını, birinin varlığının ötekini zorunlu olarak dışlayacağını söylemektedir. Diğer bir deyişle, nasıl ki üçgen olmak ve dört kenarlı olmak özelliklerinin tek bir nesnede toplanabileceği hiçbir mümkün dünya yoktur, Tanrı ve kötülükler arasında da buna denk bir mantıksal ilişki vardır.

Problemin eleştirisine geçmeden önce, argümanın geçerli olması için bazı ek öncüllere daha ihtiyaç duyulduğuna dikkat etmek gerekir. Örneğin, “Tanrı tamamen iyi ise kötülükleri engellemelidir.” öncülü “iyi bir varlık her durum ve koşulda kötülükleri engellemelidir” gibi bir varsayım içermektedir ve bu varsayım öncülün bizatihi kendisinden çıkmamaktadır. Peki bu örtük varsayımı kabul etmek için güçlü gerekçelerimiz var mı? Tarih boyunca Kötülük Probleminin altında yatan bu varsayıma meydan okumak için pek çok “teodise” öne sürülmüştür. Teodiseler, evrendeki kötülüklerin daha büyük iyiliklere zemin hazırladığını savunarak iyi bir Tanrı’nın kötülüklere belli şartlar altında izin verebileceğini -ve bunun sonsuz iyilik sıfatı ile çelişmeyeceğini- göstermeye yönelik bir stratejidir. Geçerli ve felsefi olarak güçlü en az bir teodisenin varlığı bile Mantıksal Kötülük Probleminin altındaki örtük varsayımı çürütecektir. Örneğin, insanların başına gelen pek çok sıkıntının karakter gelişimi için büyük öneme sahip olduğunu düşünüyorsanız ve Tanrı’nın insanların ruhsal olgunluğa erişmesi için bazı zorluklara müsaade edebileceği (etmek zorunda olduğu değil edebileceği!) fikrine katılıyorsanız sizin için Tanrı ile kötülüklerin tutarlı olduğu en az bir olası durum var demektir ve bu Mantıksal Kötülük Problemini ortadan kaldırmak için yeterlidir.

Elbette bu teodise tüm kötülükleri açıklamaz. Zaten teodiselerin ne tür kötülükleri ne dereceye kadar açıklayabilecekleri ve teodiselerin kapsamı dışında kalan kötülüklerin nasıl açıklanabileceği Delilci Kötülük Problemi ile ilgili başka bir yazının konusudur. Bu yazının odağı yalnızca Mantıksal Kötülük Problemidir ve bu problemin çözümü için Tanrı ile kötülüklerin bir arada bulunabildiği tek bir olası durumun gösterilmesi yeterlidir. Zira iki kavram/durum arasında mantıksal çelişki olması o iki şeyin bir arada bulunabileceği hiçbir mümkün dünya olmadığı anlamına gelir. Sağduyuya ne kadar aykırı görünürse görünsün mantıksal olarak çeliştiği söylenen iki durumun bir arada hayal edilebildiği tek bir mümkün dünya imgelenebiliyorsa bu mantıksal çelişki iddiasını gidermek için yeterlidir.

Bu bağlamda, Alvin Plantinga’nın Özgür İrade Savunması’na değinmek gerekir. Özgür İrade Savunması hem doğal kötülüklerin (doğal afetler, salgın hastalıklar vs) hem de ahlaki kötülüklerin (cinayet, hırsızlık, tecavüz vs) iyi bir Tanrı ile aynı anda var olabileceği olası bir durumun tasavvur edilebilir olmasından hareketle argümanı çürütmeyi hedefler. Plantinga’nın bu savunması gerek teist gerek ateist felsefeciler arasında geniş bir kabul görmüş ve Plantinga’dan sonra literatür argümanın diğer versiyonu olan Delilci Kötülük Problemi üzerine yoğunlaşmıştır.

Alvin Plantinga

Plantinga, öncelikle ahlaki kötülükleri hedef alarak şöyle demektedir: Tamamen iyi olan bir varlığın herhangi bir kötülük amaçlamaksızın özgür irade sahibi failler yaratması mümkündür. Ve Tanrı’nın özgür irade sahibi insanlar yaratmasında hiçbir mantıksal çelişki olmadığı açıktır. Ancak özgür iradeli insanlar –özgür irade dışarıdan kontrol edilebilen bir şey olmadığı için- bu yetilerini kullanarak çeşitli kötülükler işleyebilir. Bu durumda bu kötülükleri Tanrı değil diğer failler gerçekleştirmiş olur. Yani Tanrı özgür iradeli bir fail yaratır, fail kendi iradesi ile bir kötülük işler ve bu iki durum arasında Tanrısal sıfatlar açısından bir çelişki yoktur. Bu durumda Tanrı ile kötülüğün bir arada var olduğu en az bir olası durumu imgelemiş ve mantıksal problemin üstesinden gelmiş oluruz.

Peki ya insanın dahli olmayan doğal kötülükler? Özgür irade bizim hiçbir etkide bulunamadığımız doğal kötülüklerle ilgili mantıksal problemi nasıl çözebilir? Bunun için Plantinga bizden özgür irade sahibi kötü ve güçlü bir cin hayal etmemizi ister. Bu cin doğa olaylarına etkilerde bulunmakta, gücü sayesinde dünyada çeşitli afetler oluşturmakta ve kötülüklere neden olmaktadır. Böyle bir cin elbette yoktur ve Plantinga da bizden böyle bir cinin var olduğuna inanmamızı istememektedir. Burada önemli olan bu hipotetik cinin var olması değil mümkün olmasıdır. Daha önce de açıkladığımız gibi mantıksal çelişki iddiasına dayanan argümanları çürütmek için verilen cevabın makul veya sağduyuya uygun olması önemli değildir, önemli olan çelişkiyi ortadan kaldıracak en az bir mümkün senaryonun var olduğunu göstermektir. Bu bağlamda, bu cin gerçekten var olmasa bile mantıksal olarak mümkündür ve bu mantıksal imkân sebebiyle Özgür İrade Savunması, Mantıksal Kötülük Probleminin doğal kötülüklere ilişkin kısmını da başarıyla çözmektedir.

Bu argümanı kabul etmeyenler genelde şöyle bir strateji izler: İnsanların (veya herhangi bir tür bilinçli failin) özgür iradeye sahip olduğu ama hiçbir kötülüğün gerçekleşmediği dünyalar da mümkündür. Eğer evrendeki kötülükleri özgür iradenin kötülükleri kaçınılmaz kıldığı gerekçesi ile açıklayacaksak bu doğru değildir zira tüm faillerin iradeli olduğu ama hiçbir kötülüğün var olmadığı mümkün dünyalar tasavvur edilebilir. Bu yüzden Mantıksal Problem yeniden döner: Neden tamamen iyi olan Tanrı özgür iradenin olduğu ama kötülüklerin olmadığı bir mümkün dünyayı değil de bu dünyayı yaratmış olsun?

Bu cevap ilk bakışta makul görünse de bu itirazı yapanların özgür iradenin doğası ile ilgili çok temel bir şeyi gözden kaçırdığı kanaatindeyim. Nitekim Plantinga’nın da dediği gibi eleştirmenlerin bahsettiği dünyalar elbette mümkündür, ancak sorun bu dünyaların mümkün olması değildir. Zira özgür irade doğası gereği dışarıdan belirlenmeyi dışlayan bir olgudur. Eğer Tanrı özgür iradeli failler yarattıysa özgür iradenin doğası gereği onların fiillerine karışmayacaktır. Bu karışmamanın neticesinde özgür faillerin bulunduğu bir dünyanın ahlaken hangi yöne doğru gideceğine Tanrı değil insanlar karar verecektir. Eğer insanlar iradeleri ile kötülüğe yönelecekse kötülük ortaya çıkacak ve kötülük bu durumda elbette kaçınılmaz bir şekilde meydana gelecektir. Özgür İrade Savunması’na karşı yukarıdaki itirazı yapanlar Tanrı’nın insanları hem özgür bırakıp hem de kötülüklerden sürekli biçimde alıkoymasını istemektedir. Ancak bu durum özgür iradenin (en azından bu argümanda kabul edilen liberteryen özgür iradenin) tabiatı ile çelişeceğinden eleştiri geçersizdir.

Bir başka eleştiri ise şu şekilde öne sürülmektedir: Teizm’e göre cennette bir kötülük işlenmesi mümkün değildir. Bu, cennetteki insanların anlamlı bir özgür iradeye sahip olmadığı anlamına gelir. Ancak Teizm’e göre cennet aynı zamanda en büyük iyiliklerin gerçekleşeceği yerdir. Öyleyse en büyük iyilikler özgür iradenin olmadığı bir yerde gerçekleşebilmektedir. Bu mümkünse, iyi bir Tanrı’nın kötülüklerin ortaya çıkmasına olanak tanıyan özgür iradeli varlıkları yaratmadan en yüksek iyilikleri ortaya çıkarmasını beklerdik. İlk bakışta oldukça güçlü görünen bir argümanın birkaç önemli problemi vardır:

Birincisi, bu argüman iyilik-kötülüğün ölçütünü fayda/haz olarak belirlemekte ve cennetin en yüksek iyiliklerin bulunduğu yer olduğunu söylerken örtük olarak utiliteryen bir temele yaslanmaktadır. Aslında bu akıl yürütmede kastedilen şey şudur: Cennet en yüksek hazların yaşandığı yerdir. Bu önerme tek başına ele alındığında Teizm için doğru bir şeyi ifade etse de cennetin en yüksek iyilikleri içeren yer olduğu sonucunu tek başına gerektirmemektedir. Bir an için cennetin dünyadaki en zalim ve en kötü ahlaklı insanlarla doldurulduğu bir senaryoyu hayal edin. Böyle bir durumda da cennet en yüksek hazların yaşandığı yer olmaya devam ederdi, ancak böyle bir yere en yüksek iyiliklerin gerçekleştiği alem payesini veremezdik. Zira cenneti iyi yapan şey yalnızca içerdiği haz/mutluluk miktarı değildir, bir sınavın hak edilmiş sonucu olması ve adaletin tahakkuk ettiği makam olmasıdır. Bu da, orada bulunan insanların önceki hayatlarında sahip oldukları özgür iradeye ve o irade ile iyi eylemlerde bulunup kötülüklerden kaçınmasına bağlıdır. Yani, cennetin mümkün dünyaların en iyisi olması halen daha onun anlamlı bir özgür irade ile kazanılan bir derece olmasına bağlıdır.

İkincisi, bu argüman “Tanrı tamamen iyiyse farklı olasılıklar arasından her zaman en iyisini seçmesi gerekir.” şeklinde özetlenebilecek bir varsayıma dayanır. (Mutezile’den bir kısım alimin kabul ettiği aslah teorisinde olduğu gibi) Yani, Tanrı’nın kötülük işlemeksizin insanlara özgür irade verdiği bir senaryo ile özgür irade vermediği halde önceki seçenekten daha iyi olan bir durumu kıyaslar ve Tanrı iyiyse birincisini değil ikincisini seçerdi der. Ancak Tanrı’nın tamamen iyi olması onun tüm olası durumların yani tüm mümkün dünyaların en iyisini yaratmasını gerektirmez. Kaldı ki bu aklen mümkün de değildir. Kıyaslanabilen, artıp azalabilen her nitelik sonsuza kadar artırılabilir. O yüzden hangi mümkün dünyayı düşünürsek düşünelim ona +1 iyilik ekleyerek daha iyisini tasavvur edebiliriz. Bu sonsuza kadar sürdürülebilir ve tam da bu nedenle hiçbir dünya mümkün dünyaların en iyisi değildir (Literatürde bu durum modal süreklilik olarak adlandırılır.) O halde kötülük problemini bu varsayım üzerinden sürdürmek makul değildir. Tanrı’nın tamamen iyi olması O’nun iyi olan her şeyi yapması veya tüm seçenekler içinde her zaman en iyiyi seçmesi ile değil yaptığı her şeyin iyi olması ve kötü hiçbir şey yapmaması ile ilişkilidir. O yüzden yukarıda örnek verdiğimiz iki senaryoda da bizzat Tanrı’nın işlediği bir kötülük olmadığı için Tanrı her ikisini de yapabilir, bunda mantıksal bir sorun bulunmamaktadır.

Özetle, Kötülük Probleminin en radikal versiyonu olarak adlandırabileceğimiz Mantıksal Kötülük Problemi kötülüklerin varlığı ile Tanrı’nın varlığı arasında kategorik bir dışlayıcılık/çelişki olduğunu öne sürmekte ve birinin varlığının diğerinin yokluğunu garantileyeceğini söylemektedir. İyi bir Tanrı’nın varlığı ile kötülüklerin var olabileceği tek bir mümkün durumun gösterilmesi dahi bu problemin bu versiyonunu çözmek için yeterli olacaktır. Ve Plantinga’nın Özgür İrade Savunması soruna karşı güçlü ve tatmin edici bir cevap vermektedir.

MANTIKSAL KÖTÜLÜK PROBLEMİ

Yazı dolaşımı


MANTIKSAL KÖTÜLÜK PROBLEMİ” için 11 yorum

  1. Whoa! This blog looks exactly like my old one! It’s on a entirely different subject but it has pretty much the same page layout and design. Outstanding choice of colors!

  2. Every weekend i used to pay a quick visit this web page, as i
    want enjoyment, for the reason that this this web site conations actually pleasant funny material too.

  3. I do not even know how I ended up here, but I thought this post was
    good. I don’t know who you are but certainly you are going to
    a famous blogger if you aren’t already 😉
    Cheers!

  4. I’m gone to tell my little brother, that he should
    also go to see this webpage on regular basis to obtain updated from newest
    news.

  5. I have been browsing on-line more than 3 hours nowadays, yet I by no means discovered any interesting article
    like yours. It is pretty value enough for me. In my opinion, if
    all site owners and bloggers made just right content material as you did, the net might be
    much more useful than ever before.

    my page :: apl rollex11

  6. I’ve been exploring for a little for any high-quality articles or weblog posts on this kind of
    house . Exploring in Yahoo I at last stumbled
    upon this site. Studying this info So i am happy
    to show that I’ve a very just right uncanny feeling I
    came upon just what I needed. I so much indisputably will make
    sure to don?t fail to remember this website and give it a look on a continuing basis.

    Also visit my page … wm casino ios download

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.