PEYGAMBER HADİSLERİN YAZILMASINI YASAKLADI MI?

Hadis inkarcılarının çokça öne sürdükleri bir iddia da peygamberin hadis yazılmasını istemediği ve yasakladığı şeklinde. Evet cidden de peygamberin hadis yazılmasına teşvik ettiği gibi zaman zaman yasakladığı gösteren sözleri de mevcut. Ama asıl sorun şu ki; iddia sahipleri “neden yasakladı” “ne zaman yasakladı” “ne kadar süreyle yasakladı” gibi soruları kendilerine sormuyor hatta bu kısım ile ilgili açıklamaları da okumuyor veya görmezden geliyor. Peki buyrun yasakladığına dair rivayetleri tek tek inceleyelim

1)Hadislerin yazılmasını yasaklayan rivayetlerin en meşhuru Ebu Said el-Hudri tarafından rivayet edilmiştir. Hadis şu şekilde;

Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Benden bir şey yazmayınız. Kim benden Kur’an-ı Kerim’den başka bir şey yazdı ise onu imha etsin. Benden rivayet ediniz, bir beis yoktur. Kim benim adıma kasden yalan söylerse cehennemdeki yerini hazırlasın.”(1)

Yine Ebu Said el-Hudri’den öğrendiğimize göre rivayet edilen bir haberde bu sahabi, hadis yazmak için Peygamberimizden izin istemiş, fakat Peygamberimiz buna izin vermekten çekinmiştir(2)

Öncelik şunu belirtelim; El Hudri’den gelen bu iki rivayet hadis alimleri arasında tartışmalı bir rivayettir. Başta imam Buhari olmak üzere bu rivayetin mevkûf olduğunu ve yanlışlıkla peygambere atfedildiğini söylemişlerdir. (Mevkuf hadis kaynağı peygambere kadar ulaşmayan hadislerdir.) Bu yüzden de bu rivayet delil olarak kabul edilmemiştir ve İslam alimleri pek arasında taraftar bulmamıştır.(3) Bazı alimler ise bu rivayette “Kur’an ile aynı sahife ve levha üzerine yazılmaması” gerektiği kastedilmiştir, görüşünde. Zira aynı sayfaya yazılsaydı İslam’a yeni girmiş ve hadis ile ayet farkını bilmeyenler karıştırabilirdi. Accac ise bu rivayetin sahih olduğunu söyler (4) Ramahurmuzi bu konuyla ilgili olarak Ebu Said el-Hudri’nin “Biz, Rasulullah’ın hadislerin yazılmasına izin vermesini çok isterdik. Fakat Peygamberimiz hadislerin yazılmasını yasakladı.” rivayetini verdikten sonra hadislerin yasaklanmasına dair emrin ilk döneme rastladığını, bu yasaklamaya sebep olan şeyin de, hadis yazımıyla uğraşmanın Kur’an-ı Kerim’le meşguliyeti azaltma ihtimalinden kaynaklandığını söyler.(5) Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da şu ki; peygamberin hadis yazılmasını yasakladığı rivayetler genelde İslamiyet’in ilk yıllarına denk gelir. Yani henüz müslümanların ayet ve hadis arasındaki farkı bilmediği bir dönem. Peygamber bu ilk dönemlerde önce Kur’an’ın yazılıp ezberlenmesine önem verdiği için karışma tehlikesine karşın hadis yazılmasına yasak getirmiştir. Bu dönemde daha çok ezber, hafızada tutma yöntemi uygulanmıştır. Daha sonraları müslümanlar ayet ve hadis arasındaki farkı kavrayınca bu yasak ortadan kalkmıştır. Nitekim peygamberin hadis yazılmasına teşvik ettiği rivayetler de sonraki dönemlere denk gelir.(6) Son olarak Ebu Said el hudri’nin 1170 hadis ile en çok hadis rivayet eden isimler arasında olduğunu da belirtelim. Peki şimdi soru şu; sizce bu kadar hadis rivayet eden birinin hadislerin yasaklandığına, yazılmaması gerektiğine inandığına mı yoksa bu yasağın ilk zamanlara ait olduğuna inanmak mı daha mantıklı?

2)Peygamberimizin hadislerin yazılmasına hoş bakmadığına dair diğer bir rivayet de, Ebu Hureyre’den nakledilmiştir:

“Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve yazdığınız şey nedir? dedi. Biz de “Sizden işittiğimiz hadisler.” dedik. Hz. Peygamber: “Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden önceki milletler, Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için delâlete düştüler.” buyurdular. (7)

Ebu Hureyre bildiğiniz gibi sahabeler arasında en çok hadis rivayet eden sahabe ve bu yüzden de özellikle hadis inkarcıları tarafından kötülenen bir sahabe. Nitekim bazı hadis inkarcıları hadlerini aşarak Ebu Hureyre’nin hadis uydurduğunu iddia etmiştir. Peki şunu soralım; eğer peygamber bu sözü ile bütün hadis yazımını yasaklamış olsaydı bizzat bu sözü aktaran Ebu Hureyre bu yasağı bilmiyor muydu? Veya haşa diyelim ki Ebu Hureyre bu yasağı çiğneyip peygamberi dinlememiş olsun peki o zaman da tepki görmemek için peygamberin yazmaya izin vermediği bu hadisi gizlemesi gerekmez miydi? Yani hem hadis yazıp hem de peygamber hadisleri yasakladı diyecek kadar şuurunu kaybetmiş olamaz değil mi? Nitekim Ebu Hureyre de Mervan b. Hakem’in kendisinden hadis yazmasına izin vermemiş. Hatta Ebu Hureyre bazen öğrencilerine de hadislerin yazılması konusunda “Yazmayınız, yazmayınız.” derdi.(8) Peki bir dakika şunu soralım; en çok hadis rivayet eden sahabe hadislere karşı mıydı? Yoksa amacı titiz davranıp hadisleri korumak mıydı? Son olarak Ebu Hureyre’nin 5374 hadis rivayet ettiğini de belirtelim.

3) Hadis yazılmasına ilk başlarda karşı olan bir diğer sahabe de yine en çok hadis rivayet eden sahabelerden Abdullah b. Mesud’dur. Abdurrahman b. Esved babasından edindiği bir rivayete göre Abdullah b.Mesut’un yanına okuması için bir sahife getirdiklerini ama Abdullah b.mesut’un bunu hoş karşılamadığını ve sahifeyi suya atarak imha ettiğini söyler. (9) Peki bu davranışı onun hadislere karşı olduğu anlamına gelir mi? Abdullah b. Mesud’un imha ettiği sahifeler hakkında değişik görüşler vardır; “Bazılarına göre o sahifeler Ebu Derda’nın sözlerini ve kıssalarını içeriyordu. Bu sebeple onları imha etmişti.” (10) Diğer görüş sahiplerine göre de; “Ehl-i Kitap’tan alınmış bir sahifedir. Bundan dolayı, o sahifelere Abdullah b. Mesud bakmayarak imha etmiştir.” (11) Esved b. Hilal ise bu konuda şunları söyler; “İçerisinde hadis yazılı olan bir sahife Abdullah b. Mesud’a getirildi. O da su isteyerek, o sahifede yazılı olanı suya batırarak imha etti. Daha sonra da bunların yakılmasını istedi.” Bunun üzerine şöyle bir konuşma yaptı:

“Size Allah’tan korkmanızı hatırlatıyorum. Bir kişi başkasının yanında hadislerin yazılı olduğu bir sahife olduğunu bilirse bunu bana bildirsin. Allah’a yemin ederim ki böyle bir sahifenin Hint kiliselerinde olduğunu bilsem ona ulaşarak imha ederim. Bundan dolayı Ehl-i Kitap sanki bilmiyormuşçasına Allah’ın kitabını arkalarına atarak, ona sırt çevirdiler, sonra da helak oldular.” (12)

Burda Abdullah b. Mesud’un niyeti hadislere karşı olmak ve onları yok etmek değil. İnsanların hadislerle meşgul olmaya başlayarak Allah’ın kitabı Kur’an’ı ihmal edecekleri korkusudur. Nitekim daha sonraları kendisini bu şekilde bir endişeye sevkeden engeller ortadan kalkınca bizzat kendisi de hadis rivayet etmiş ve yazmıştır. Ayrıca Abdullah b. Mesud, herhangi bir konuda önce Kur’an-ı Kerim’e müracaat edilmesi gerektiğini, eğer Allah’ın Kitabında konu hakkında bir şey bulunmazsa sünnete, sünnette de bir şey bulunmadığında sırasıyla icmaya ve içtihada başvurulması icab ettiğini söylemiştir (13) Sonuç olarak; Abdullah b. Mesud’un ilgili olayda sahifeyi yok etmesi hadislere karşı olduğu için değil hadis ve Kur’an’ın birbirine karşımasını engellemekti. Hadis toplayan sahabelerin başkalarının elindeki hadisleri yok edip kendi elindeki hadisleri korumasından da şunu anlıyoruz; Eğer herkesin hadis toplamasına izin verilseydi bir süre sonra uydurma hadislerin önüne geçilemezdi. Zira müslümanların içinde Abdullah bin Üvey gibi münafıklar da vardı. Veya münafıkların olmasına da gerek yok; her müslüman hadis toplayan sahabeler gibi titiz davranmayabilirdi. Bu da aynı hadisin kişiden kişiye büyük değişiklikler yaşamasına sebep olurdu. Son olarak Abdullah bin Mesud’un 848 hadis rivayet ettiğini de belirtelim.

4)Hadislerin yazılması konusunda hassas davranan bir başka sahabe de İbn Abbas’tı. Bir rivayete göre ibni Abbas, “Biz hadisleri ne yazarız ne de onları yazdırırız.” demiştir. (14) Said b. Cübeyr, İbn Abbas’ın bu konudaki davranışını bizlere şöyle aktarır: “İbn Abbas hadislerin yazılmasını yasaklayarak: “Sizden önceki milletler yazdıkları için sapmışlardır.” derdi. (15) Ebu Said el-Hudri de, Rasulullah (SAV)’tan ”Kur’an’ın dışındakilerin yazılmasını yasakladığına dair rivayet etmiş olduğu hadise dayanarak hadis yazmak isteyen Ebu Nadrac kendisine, “Biz hadisleri ezberleyemiyoruz, bize hadisleri yazmıyor musun?” dediğinde, hadislerin yazılmasını nehyederek şöyle söylerdi: “Biz size hadisleri yazdırmayız. Hadisleri size Kur’an yaptırmayız, sizler de bizim gibi ezberleyin.” (16)

Ama ibni Abbas’ın da asıl amacı hadisleri yasaklamak değil Kur’an ile karışmasını önlemekti. Nitekim hadislerin ilk başlarda Kur’an gibi yazılmadığını söylemiştik. Ki dikkat ederseniz İbni abbas hadislerle ilgilenmeyin demiyor “hadisleri Kur’an yaptırmayız siz de bizim gibi hadisleri ezberleyin” diyor. Ayrıca Said b. Cübeyr’den şöyle bir rivayet var;

“Yolda İbn Ömer ve İbn Abbas’ın arasında gider, her ikisinden de hadis dinlerdim. Duyduğum hadisleri binitimin semerine kaydeder, indiğim zamanda temize çekerdim.” (17)

Burdan da anlaşılıyor ki İbn Abbas ve diğer sahabelerin ilk başlarda hadislerin yazılmasına karşı olması geçici bir yasaktı. Nitekim yine İbn-i Abbas da 1660 hadis ile en çok hadis rivayet eden sahabeler arasında.

5) Yine Abdullah b. Ömer’in de hadislerin yazıyla kayıt altına alınmasını hoş görmediğine dair rivayetler var. Said b. Cübeyr şöyle demiştir: “Bizler çoğu konuda ihtilaf ediyorduk. İhtilaf ettiğimiz konuları da yazıyorduk. Bu ihtilaf ettiğimiz meselelerin hükümlerini de İbn Ömer’e soruyorduk, ona bunların hükümlerini sorarken, yazmış olduğumuz şeylere gizlice bakıyorduk. Çünkü bu şekilde yazarak getirdiğimizi bilseydi, cevaplamazdı.”(18)

Ama yine dikkatinizi çekerim ki Abdullah b. Ömer 2630 hadis ile en çok hadis rivayet eden sahabelerden biridir. Said bin Cübeyr’den gelen rivayetin de aslında genel bir yasak olmadığını anlıyoruz. Hadisle meşgul olmuş bu sahabelerin bazı kişilere izin vermemesi ve hadisler konusunda yasak koyması da aslında onların bu konudaki titiz durumunun kanıtıdır. Zira öbür türlü bazı sözlerini kırpıp bu sahabelerin tamamıyla hadislere karşı olduğunu iddia etmek akıl karı değil.

6)Aynı şekilde Ebu Musa el-Eş’ari de oğlunu, hadisleri eksik yazmasından veya hadislere ziyade yapmasından korkarak hadis yazmaktan nehyediyordu, yazmış olduklarını da su ile imha ediyordu.(19) Başka bir rivayette de, hadislerin yazılması işinin Kur’an-ı Kerim’le meşguliyeti azaltacağını şu şekilde ifade ediyordu: “Benî İsrail, bir takım kitaplar yazarak onlara tabi oldular da, Tevrat’ı terk ettiler.” (20) Bu arada Ebu Musa el Eşari’nin de 360 hadis rivayet ettiği belirtelim

Hatib Bağdadî, hadislerin yazılmasına hoş bakmadığıyla ilgili olarak da şunları söylemektedir;

“İlk dönemlerde hadislerin yazılmamasının sebebini, bu dönemlerde fakihlerin azlığında ve vahiy mahsulü olan şeylerle olmayanları ayırt edecek insanların yetersizliğinde buldum. O dönemlerdeki insanların din konusunda bilgileri olmadığı gibi, bilgili insanların meclisinde de birlikte bulunamıyorlardı. Bundan dolayı da Kur’an-ı Kerim dışındaki yazılı hadis veya başka şeyleri Allah’ın kelamı zannederek, Kur’an-ı Kerim’le karıştırmaktan emin değillerdi.” (21)

7)Ubeyde b. Amir es-Selmani el-Muradi de bu şekilde tavır sergileyen tabiindendir. Ubeyde; yazdıkları şeyleri kötü düşüncelere hizmet eden, emin olmayan insanların eline geçmesinden korktuğundan dolayı imha etmiştir. Ölümü yaklaştığı zaman yazdıklarını isteyerek bunları yaktırarak imha etmiş, bu sırada da: “Bunların, bazı kişilerin eline geçip amacına uygun olmayan yerlerde kullanılmalarından korkuyorum” demiştir. (22)

Azami’nin ifadesine göre Ubeyde’nin hadislerin yazılmasına karşı çıkmasının sebebi hadislerle kendi görüşlerinin aynı kağıda yazılmasıdır. Bu endişeyle Ubeyde, öğrencisi İbrahim’e kendi görüşleri ile hadisleri aynı yere yazdığından dolayı ondan, kendisinden yazdığı hadisleri muhafaza ederek ebedileştirmemesini istemiş olabilir. (23)

8)Amir b. Şurahbil b. Amr eş-Şa’bi Kufe’de, alim olarak tanınmış ve halife Abdulmelik’in oğluna hocalık yapmıştır. Kufe kadılığında bulunmuştur. Fakih ve hadis hafızı bir kişiydi. Bu alanlarda otoriteydi. (24) İbn Şihab ez-Zuhri onu şöyle tarif eder: “Asrımızda dört tane alim vardır. Said b. Müseyyeb, Medine’de, Şa’bi Kufe’de, Hasanu’l-Basri Basra’da, Makhul Şam’da,” (25) Sabi hakkında şöyle bir haber nakledilmiştir: “Ben hiçbir beyaz kağıdın üzerine siyah yazı yazmadım. Bir kişi bana bir hadis naklettiğinde de tekrar etmesinden hoşlanmadım.” (26) Bu haber ilk bakışta hadislerin yazılmasına karşı olduğu izlenimi vermiştir. Bundan dolayı Şabi hadislerin yazılmasına karşı çıkan insan olarak ilan edilir.(27) Kendisi hakkında rivayet edilen haberi dikkatlice incelediğimiz zaman, bu söz, hadislerin nakli meselesinde değil, söylenenleri ezberlemeye kabiliyetli, söyleneni bir kerede ezberleyebilen güçlü bir hafıza ve zekaya dikkat çekmek için söylediği anlaşılır. Yoksa güçlü hafızasını kullanarak, bildiklerini korumak için yazmaya ihtiyaç duymaz manasında değildir. Şu da bir gerçektir ki, Şa’bi, ibni Şihab ez-Zühri ile aynı dönemde yaşamıştır. O dönemde de hadislerin yazıyla kayıt altına alınması yaygın olarak kullanılıyordu. Aynı şekilde yaşının ilerlemesi sebebiyle ezberlediklerini unutmaya başlayınca, öğrencilerine hadislerini yazmalarını tavsiye etmiştir. (28) Hatta o bununla da yetinmeyip “Benden duyduklarınızı duvara bile yazınız.” (29) demiştir. Vefatından sonra sadakat, feraiz ve yaralamalara karşı uygulanacak cezalarla ilgili hadisleri derlediği yazılı levhalarının olduğu rivayet edilmiştir. (30)

Şabi örneğinde de görüldüğü gibi asıl amaç hadislere karşı olmak veya yasaklamak değil. Kendisi zaten güçlü bir hafızaya sahip olduğu için yazılmasına gerek duymamış, nitekim daha sonraları yaşlanınca unutmamak için hadisleri yazıya geçirmiştir.

9)Başka bir örnekte şöyledir: Said b. Müseyyeb’ye bir adam gelir. Bu gelen kişinin hadislerin yazılmasına hoş bakmayan fakih bir kişi olduğu söylenir. Bu kişi Said b. Müseyyeb’e bir şey sorar. Said b. Müseyyeb bunun cevabını yazdırarak kendisine verir. Daha sonra aynı kişi bu konuda kendi görüşünün ne olduğunu sorar. Adam onu da yazar. Said’in ders halkasından biri dedi ki; “Ya Ebu Muhammed, senin görüşünü de mi yazsın?” Bunu duyan Said, adama yazmış olduğun sayfayı “Bana ver” der. Adam yazmış olduğu sayfayı Said’e verince onu yırtıp atar. (31)Aynı şekilde burada Cabir b. Zeyd’in örneğini de verir. Yusuf el-Iş bu örnekleri verdikten sonra, hadislerin yazılması konusundaki, bunların olumsuz tavırlarının hadislerle birlikte, kendi içtihadlarının bir arada yazılmasına hamledilmesi gerektiğini belirtmiştir. (32)

Burda da Said b.museyb’in sayfası yırtması hadise karşı olduğuna değil hadisi korumak olduğuna delildir. Zira hadisle kendi görüşünün karışacağı korkusu ile bunu yapmıştır.

10) Bu verdiğimiz örneklere benzer sebeplerle Cabir b. Zeyd el-Ezdi, Said b. Cübeyr gibi sahabelerin de hadis yazımına hoş bakmadığını ilave edip bitirelim.

HADİS ALİMLERİNİN VE HOCALARIN GÖRÜŞLERİ

Hatib Bağdadi bu konuyla ilgili olarak şunları söylüyor;

“Bütün bu endişeler ortadan kalkıp, hadislerin yazılmasına ihtiyaç duyulunca bundan geri durmadılar ve bunu kötü de karşılamadılar. Sahabe teşehhüdü yazmada tereddüt göstermedi. Kur’an-ı Kerim’den başka bir şeyi cem etme konusunda teşehhüdü yazmakla, başka bir şeyi yazmak arasında fark yoktur. Onlar bunun Kur’an-ı Kerim olmadığını çok iyi biliyorlardı. Sahabe daha önceleri onlara verdikleri önemden dolayı yasakladılarsa daha sonraları da aynı hassasiyeti göstererek, hadislerin yazılması konusunda tavsiyelerde bulunmuşlardır. (33)

Fazlurrahman’ın şu sözleri de bunu ispatlar niteliktedir;

“İsnadın hadis metinlerinde görülmesi muhtemelen Hicri birinci yüzyılın sonlarına rastlar. Bu tarih aynı zamanda tedricen hadisin resmen yazılı bir disiplin olarak, bütünüyle ortaya çıktığı tarihtir. Bununla birlikte Hicri ikinci yüzyılda resmi bir disiplin olmadan önce hadislerin yazılı hale getirilmesi olayının hiç değilse takriben Hicri 60-80 yıllarından itibaren olduğu hususunda kuvvetli, doğrudan doğruya ve dolaylı deliller bulunmaktadır. (34)

İbn Kuteybe (276/889) ise hadis yazımını teşvik eden ve yasaklayan bu hadisler arasında “Nesih” vardır görüşünü benimseyenlerdendir. Ona göre burada sünnetin sünnetle neshi söz konusudur. Buna ilave olarak da hadislerin yazılmasının yasaklanması durumunun ilk zamanlara ait bir yasak olduğunu, daha sonraları hadislerin çoğalıp kaybolma endişesi hasıl olunca, bunların yazılmasına izin verildiğini söylemiştir. (35)

Ahmed Muhammed Şakir şöyle der;

“Ebu Said el-Hudri’nin ‘Benden bir şey yazmayınız, kim benden Kur’an’dan başka bir şey yazarsa onu imha etsin.’ hadisi İslamın ilk dönemlerinde, hadislerle meşgul olmanın, Kur’an-ı Kerim’le meşguliyeti azaltacağı ve ayetlerle hadislerin karışacağı bir dönemde söylenmiştir. Bu sebeple yasaklanmış, endişeler zail olunca da yasak kaldırılmıştır. Neshedildiğine delil ise; Ebu Şah hadisi ile Ebu Hureyre’nin, Abdullah b. Amr’ın yazıp, kendisinin yazmadığını ifade ettiği hadistir. Çünkü bu olaylar Peygamberimizin son dönemlerine rastlamaktadır. Aynı şekilde Ebu Şah için hadis yazdırılması Mekke’nin fethi esnasında olmuştur.” (36)

Accac ise şu sekilde yorumlanmıştır;

Kanaatimizce, “İlk zamanlarda belli sebeplerden dolayı hadis yazılması yasaklanmış, fakat zaman geçip bu illetler ortadan kalkınca yasaklama emri de ortadan kalkmıştır.” “Yasaklandığına dair hadisler, izin verildiğine dair hadislerce nesh edilmiştir.” görüşü diğerlerine göre daha isabetlidir. Çünkü Kur’an-ı Kerim zaten ilk dönemlerde düz taşlar, kemikler, deri gibi ibtidai şeyler üzerine yazılıyordu. Ayetler nazil oldukça Peygamberimiz ayetleri hem aslın hem de açıklamanın aynı anda yazılması halinde bunları insanlara açıklıyordu. İnsanlar bu ikisini birbirine karıştırabilirlerdi. Sahabeler bunları ayırt edemeyebilirlerdi. Peygamberimiz Kur’an’ın ayetlerine başka unsurların karışmamasına özen gösteriyordu ve olumsuz durumlar ortadan kalkınca, Peygamberimiz hadislerin yazılmasına izin vermiştir. (37)

Hamidullah, hadislerin yazılması konusunda birbirine muhalif gibi gözüken bu iki grup hadis hakkında şöyle bir değerlendirmede bulunur;

“Hz. Peygamber (SAV)’in, hadislerin yazılmasına ve yazılmamasına dair birbirini nakzeden emirlerin mevcut oluşu ashapta bir hayret uyandırmadığı gibi bizde de uyandırmaması lazımdır. Her şey kendi siyak ve sibakında müteala edilmelidir ve yegane hedef, hakikata giden yol ne olursa olsun hakikatı ve yalnız hakikatı meydana çıkarmak olmalıdır. Peygamber (SAV)’in hadis yazılmaması hakkındaki emri, umumi ve kati olsaydı, Hz. Ebu Bekir’in, Hz Ömer’in ondan haberlerinin olmamasına imkan yoktu. Bu iki yakın arkadaş hadisleri yazmışlar, yahut yazmak istemişlerdi. Birinin yazdıklarını silmesi, diğerinin de yazmak fikrinden vazgeçmesi, bir hakikat olsa da bunlardan hiçbiri Hz. Peygamberin bir emrine dayanmıyordu. Bu vaka, hadis yazmama hakkındaki emrin ne umumi ne de şumullü olmadığının ispatıdır.” (38)

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Bütün bu açıklamaları ve peygamber dönemindeki Mekke toplumunu da göz önüne alıp yasak sebeplerini özetlersek;

1)Hadislerin yazılma yasağı belli sebeplerden dolayı ilk yıllara aittir. Yeni müslüman olanlar henüz ayet ve hadis arasındaki farkı bilmediği için hadislerin ayetler gibi yazılmasına izin verilmemiş. Hadisler daha çok hafızası kuvvetli sahabeler yoluyla ezberlenerek gelmiştir ki çoğu zaman ayetler de ezberlenirdi. Peygamberin Ebu Şah gibi hafızlarına güvenmeyen sahabelere hadis yazması için izin verildiği de kaynaklarda geçer. Ayrıca hadis yasağı ile ilgili rivayetler ilk yıllara izin verildiğine dair rivayetler de sonraki yıllara aittir. Ebu Zehv, bu konuda şöyle der;

“Şayet Müslümanlar, her şeyi vaktinden önce not etmiş olsalardı, yazılı kayıtlara çok fazla güvenmiş olurlardı. Hem de yazı sanatının, genel olarak uygulanmadığı bir zamanda. Aynı zamanda olağanüstü hafızalarını geliştirmede başarısız olurlardı.”

Ebu Zehv, bu tür rivayetlerin arasını uzlaştırma açısından görüşlerini şu şekilde açıklar;

“Nesih metodunu tartışmaya dahil etmeden önce Peygamber’in hadislerin yazımının, aynı zamanda Kur’an-ı Kerim’in ayetleri nazil olduğundan, ikisinin karışması korkusuyla yasaklanmış olabileceğini vurgulamaktadır.”

Peygamber Kur’ani vahiy sona erdiğinde ona izin vermiş olmalıdır. Ebu Zehv daha sonra şu hadisi örnek getirir;

“Peygamber son hastalığı sırasında acı içindeyken, bir şey yazabilmem için bana yazı malzemesi getirin, ta ki ben göçüp gittiğimde saptırmayasınız.”(39)

Ebu Zehv; bu hadisi yazıya yönelik iznin engellemeyi neshetmiş olması gerektiğine açıkça işaret ettiğini ileri sürer. (40) Yine örneğin daha önce hadislerin yazılmasına sıcak bakmayan fakat iyice incelendiğinde belli sebeplerden dolayı bu şekilde bir tutum içine girdiğini anladığımız diğer bir sahabe de İbn Abbas(ra)’dır. Rivayet edilen bir habere göre; İbn Abbas daha sonraları yazmış olduğu sahifeleri alıp, Allah Rasulü’nün arkadaşlarından Ebu Rafi’nin yanına gidiyor, ona yazdığı hadisleri soruyor, yazdırıyordu. (41) İbn Abbas başka bir rivayete göre sürekli yanında levhalar bulundurur, işittiğini ve sorduğu hadisleri bu levhalara kaydederdi. (42)

2)İlk dönemlerde yani Mekke döneminde bildiğiniz gibi baskıcı bir müşrik topluluk vardı. Müslümanların zaten ayetleri bile gizli gizli okuduğu bu dönemde bir de hadis yazılması bu sahifelerin yakalanma riskini daha da artırırdı.

3)Ayetler bile bazen yaprak, kemik parçalarına yazılırdı ve yeterli imkan yoktu ilk yıllarda. İmkanların kısıtlı olduğu bu dönemde hadisten önce ayet yazılmasına öncelik verilmesi doğru olandır

4) İşin ehli olmayan kişilerin hadis yazılmasına izin verilmezdi. Zira peygamberin sözünde en küçük bir hatanın da topluma zararı büyük olabilir. Ki peygamberin bazı sahabelere hadis yazılmasını yasaklarken bazılarına izin vermesi bunun delilidir. Hatip Bağdadi bu konuda şöyle der;

Hadislerin yazılmasına verilen bu izinden sonra birçok sahabi hadis yazmaya başlamıştır. Ancak bunların hepsi bizim elimize ulaşmış değildir. Sahabiler bu sahifelerin ilim ehli olmayan ehliyetsiz kimselerin eline geçmesinden korktukları için vefatlarından önce bunları ya yakarak ya da yıkayarak imha ediyorlar veya güvenilir kişilere verilmesini vasiyet ediyorlardı(43)

Yine örneğin Hz. Peygamber’in okuma-yazması iyi derecede olan ve hata etmeyeceğinden emin olduğu, Abdullah b. Amr gibi güvendiği kişilere hadis yazmaları için izin vermiş, güvenemediği kişilere hadis yazmaları konusunda izin vermemiştir.(44) Abdullah bin Amr diğer sahabelere göre hem Arap yazısını çok iyi bilen hem de arapça dışında başka dillere de hakim biriydi. O yüzden peygamberin yanında özellikle hadis ezberlemekle görevli sahabelerdendi(45)

5)Katip sahabeler de aynı şekilde herkesin hadis yazmasına izin vermezdi. Nitekim katipler hadislerin yanına bazen kendi açıklamalarını da eklerdi. İşin ehli olmayan sahabeler bu açıklamaları hadisle karıştıracağından onlara izin verilmedi. Bu arada dikkat ederseniz; hadis yazılmasına karşı çıkan sahabeler aynı zamanda en çok hadis rivayet etmiş sahabelerdir. Bu da onların hadislere karşı olduğuna değil tam tersine titiz çalıştığına işarettir. Örneğin Ebu Hureyre’nin bazı öğrencilerine hadis yazılması iznini vermediği halde Hemman b. Münebbih’e yazdırmış olduğu Sahifetü’s-Sahiha de buna örnek verilebilir. ” (46)

6)Bazı katip sahabeler de hadislerin yazılmasının Kur’an’la olan meşguliyeti azaltacağı veya hadislerin eksik, hatalı yazılacağı korkusu ile başkalarının hadis yazmasına izin vermemiştir.

Örneğin Dahhak b.Mu’zahim böyle düşünenlerden biriydi. Dahhak, hadisleri kendi yazdığı gibi buna teşvik edip öğrencilerine de yazdırırdı. Dahhak şöyle der; “Peygamberimizin hadislerini işittiğim zaman duvara dahi olsa onu yazardım.” Başka bir rivayette de; “O, Hüseyin b. Ukeyle hac menasıkini yazdırmıştır.” (47) bilgisi bulunur. Bu şekilde hadislerin yazılmasına sıcak bakan Dahhak, ne zaman ki hadislerle meşguliyet Kur’an-ı Kerim’in önüne geçme endişesi duymuş. O zaman hadislerin yazılmasına karşı çıkmıştır. (48)

Bazı sahabelerin çok fazla hadis yazmama sebebi de kendilerinin karıştıracağını düşünmesidir. Örneğin Enes b.Malik şöyle söyler: “Eğer hata etmekten korkmasaydım, size Peygamber (sav)’den işittiğim her şeyi rivayet ederdim.” (49)

Son olarak şu soruya cevap vererek bitirelim; bazı hadis inkarcıları “madem peygamber hadis-ayet karışacak korkusu geçtikten sonra hadis yazılmasına izin verdi, o zaman neden peygamberden sonra halifelerin hadis yazılmasına karşı çıktığı sözleri bulunuyor” diye bir soru öne sürüyor

Bunun cevabı yazının farklı noktalarında anlattığımız peygamberin metoduna dayanıyor. Şöyle ki; “peygamber hadis yazımına izin verdi demek her sahabe hadis yazabilir” anlamına gelmiyor. Yine aynı şekilde arapça yazısını iyi bilmeyen veya hadis, ayetleri kayda geçirirken titiz davranmayan sahabelerin yazmasına izin verilmemiş. Nitekim aynı metodu halifeler ve sahabeden hadis katipleri de benimsemiştir. Bunu da yukarda Ebu Hureyre’den bahsettiğimiz kısımdan anlıyoruz. Dikkat ederseniz orada Ebu Hureyre bazı öğrencilerine “yazmayınız, yazmayınız” derken Hammam isimli öğrencisine yazım konusunda izin vermiştir.

Kaynaklar

1)Hatib Bağdadi, Takyid, 29-32
2)Hatib Bağdadi, Takyid, 32-33
3)İbn Hacer, Fethu’l Bari, I, 218
4)Accac, Usul, 150
5)Ramahurmuzi, Muhaddisul Fasıl, 3866)Hatib Bağdadi, Takyid, 33
6)Hatib Bağdadi, Takyid, 74-82
7)Hatib Bağdadi, Takyid, 33
8)Hatib Bağdadi,Takyid, 42
9)Hatib Bağdadi,Takyid, 54
10)Hatib Bağdadi,Takyid, 54-55
11)İbn. Abdilber, Cami, I, 66
12)İbn. Abdilber, Cami, I, 72
13)Darimi, Mukaddime, s. 20
14)Hatib Bağdadi,Takyid,42
15)Hatib Bağdadi,Takyid,43
16)Hatib Bağdadi,Takyid, 36-38
17)Suphi Salih, Hadis İlimleri,33-34, Nakledilen haberler için bkz.,Hatib Bağdadi, Takyid, 103, İbn Abdilber, Cami, I, 72
18)Hatib Bağdadi,Takyid, 44
19)İbn Abdilber, Cami, I, 66
20)Hatib Bağdadi,Takyid,56
21)Hatib Bağdadi,Takyid, 57
22)Darimi,Mukaddime, 42; Hatib Bağdadi, Takyid, 48;İbn Abdilber,Cami,I,67
23)Azami, Dirasat, 157
24) İbn Hacer, Tehzib, VII, 39
25) Zehebi, Tezkire, I, 76-77
26) İbn Abdilber, Cami, I, 67; Ramahurmuzi, Muhaddisu’l-Fasıl380; İbn Sa’d, Tabakat, VI, 174
27)Hatib Bağdadi, Takyid, 48
28 Hatib Bağdadi, Takyid, 100; Zehebi, Tezkire, I, 80; A’zami, Dirasat, I, 152
29)Hatib Bağdadi, Takyid, 100
30)İbn Sa’d, Tabakat, VI, 174, 224; A’zami, Dirasat, 152-153
31)İbn Abdilber, Cami, II, 144
32) Hatib Bağdadi, Takyid, Mukaddime, 20
33)Hatib Bağdadi, Takyid, 94
34)Fazlur Rahman, İslam, Ankara Okulu Yayınları, Ankara, 1999, 66
35)İbn Kuteybe,Tevili’l Muhtelifi’l Hadis, 286-287
36)Ahmet Muhammed Şakir, el-Baısu’l-Hasis Şerhu Ihtisaru Ulumu’l Hadis, Kahire, 1951, 148
37)Accac, Usul, 111
38)Hamidullah, Muhtasar Hadis Tarihi, 79
39)Buhari, Cihad, 76
40)Juynboll, Modern Mısır’da Hadis Tartışmaları, 61-62
41)Hatib Bağdadi,Takyid, 91-92 42)Hatib Bağdadi,Takyid, 91-92
43)Hatib Bağdadi, el-Cami, 44
44)İbn Kuteybe, Tevilü’l-Muhtelifi’l-Hadis, 287
45)Talat koçyiğit, hadis usulü syf:25-26
46)Hamidullah, Muhatasar Hadis Tarihi, 52, 53
47) İbn Abdilber, Cami, I, 72
48) İbn Abdilber, Cami, I, 65; Hatib Bağdadi, Takyid, 4796
49)Darimi,Sünen, I, 77

PEYGAMBER HADİSLERİN YAZILMASINI YASAKLADI MI?

Yazı dolaşımı


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.