KUR’AN’A GÖRE TEVRAT VE İNCİL KORUNMUŞ MU?

Bu yazımızda Hristiyanların Kur’an’dan bazı ayetleri delil getirerek öne sürdükleri “Tevrat ve İncil bozulmamıştır, Kur’an şuan elimizde bulunan İncil ve Tevrat’a da iman etmemizi istiyor” şeklindeki iddiayı ele alacağız. Öncelikle şunu belirtelim; Biz Müslümanlar, Hz.Muhammed(sav)’den önceki peygamberlere indirilmiş olan kitapların değiştirilmemiş yani orjinal haline tabiki de iman eder ve bu kitapların tevhide aykırı bir hüküm içermediğine de inanırız. Çünkü bunu bize Allah emretmektedir;

Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab’a ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse sapıklığın en koyusuna düşmüş olur. (Nisa 136)

Onlar, sana indirilene, senden önceki kitaplara ve ahirete iman ederler. (Bakara 4)

Lakin bir müslüman olarak günümüzde elimizde bulunan Tevrat ve İncil’in tahrif edilmiş yani bozulduğuna inanırız. Nitekim bunu da aynı şekilde bize Kur’an ve sünnet bildirir;

Hani, “Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik. (Bakara 58-59)

Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden bir kısmı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi. (Bakara 75)

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler. (Bakara 146 ve En’am 20)

Ey Kitap Ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve bildiğiniz halde hakkı gizliyorsunuz? (Ali İmran 71)

Ayrıca Allah Resulü bir hadisinde şöyle söylemiştir;

“Muhakkak ki onlar kitaplarını tahrif ettikleri gibi, peygamberlerine de iftira ediyorlar.” (1)

Buna karşın bazı Hristiyan ve Yahudiler Kur’an’ın günümüzdeki Tevrat’ı ve İncil’i onayladığını iddia etmektedir. Gelin bu konuda delil getirdikleri ayetlere bir göz gezdirelim;

Yanlarında, içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir. (Mâide 43)

Maide 43 ayetinde gördüğünüz gibi “yanlarında Allah’ın hükmü bulunan tevrat” ifadesi kullanılmış. Peki bu tahrif edilen Tevrat’ın hala Allah’ın hükmü olduğu anlamına gelir mi? Aslında ayetin indiği olayı göz önüne alırsak ayetin tam olarak neyden bahsettiğini anlayabiliriz. Şöyle ki; peygamber döneminde yaşayan Yahudiler cezai işlem gerektiren bazı suçlarda şahsın konumunu da göz önüne alırdı. Örneğin Tevrat’ın hükümlerini aralarındaki zengin, soylu ve önemli şahıslara uygulamıyorlardı. Bunun üzerine “belki daha yumuşak bir hüküm verir” umuduyla peygamberimize geliyorlardı. Bu uygulamakta çekindikleri hükümler tahrif edilmiş hükümler değillerdi.

Devam etmeden önce şunu not düşelim; Biz Müslümanlar Tevrat ve İncil’in bozulduğunu söylerken içindeki her ayetin, her kelimenin tek tek bozulduğunu iddia etmiyoruz. Tabiki içinde bozulmamış Allah’tan gelen vahiyler kalmış olabilir. Nitekim bir hadiste peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur;

“Ehl-i Kitap’ın size haber verdiklerini tasdik de etmeyin, yalanlamayın da. ‘Allah’a ve Resulüne inandık’ deyin. Böylece verilen haber batılsa tasdik etmemiş, doğruysa da onu yalanlamamış olursunuz.” (2)

Şimdi konumuza devam edersek; maide 43 ayetinin indiği olayda Tevrat’a göre uygulanması istenen hüküm bozulmamış ve Allah tarafından hz.Musa’ya gönderilmiş bir hükümdü.(3) Bu yüzden maide 43 ayetinde “ellerinde Allah’ın hükmü bulunan tevrat” ifadesi geçiyor. Kısacası ayette vurgulanan “Allah’ın hükmü” ifadesi ile bütün Tevrat değil sadece ilgili olayda geçen Tevrat hükmü kastedilmiştir.

Bir diğer ayete geçelim;

Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla Yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. (Maide 44)

Ehli Kitap bu ayetteki “Tevrat’ta hidayet ve nur vardır” kısmından da Kur’an’ın günümüzdeki Tevrat’ı kabul ettiği sonucunu çıkarıyor. Oysa ayette bozulmuş Tevrat’tan değil “indirilmiş Tevrat’tan” bahsediyor. Çünkü ayette “teslim olmuş nebiler, onunla Yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi.” demektedir. Buradan da anlıyoruz ki, içinde hidayet ve nur olan Tevrat, Nebilerin kendisiyle hükmettikleri Tevrat’tır. Yani Allah “içinde hidayet ve nur vardır” derken günümüzde ki tahrif olmuş Tevrat’ı değil, kendi indirmiş olduğu Tevrat’ı övmektedir. Aynı övgüyü İncil’e de yapmaktadır. Ayet şu şekilde;

O peygamberlerin izlerince Meryem oğlu İsa’yı, kendisinden önceki Tevrat’ı tasdik edici olarak gönderdik. Ona; kendisinden önceki Tevrat’ın tastikçisi ve muttakilere bir hidayet ve öğüt olmak üzere içinde hidayet ve aydınlık bulunan İncil’i verdik. (Maide 46)

Görüldüğü gibi ayette övülen İncil de günümüzde ki tahrif edilmiş İncil değil, İsa(as)’ya indirilmiş olan İncil’dir. Ayrıca Maide 44’te bulunan “Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin” cümlesi de Tevrat’ın değiştiğine ayrı bir delildir.

Bir diğer ayete geçelim;

İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, fasıkların ta kendileridir. (Maide 47)

Delil olarak getirilen bir diğer ifade ise maide 47 ayetinin “İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin” ifadesi. Ama bu da maalesef günümüz Hristiyanları tarafından yanlış anlaşılan ayetlerden bir tanesi. İlgili ayette ilk dönem Hristiyanlara verilen bir emir naklediliyor. Bir önceki ayete bakalım;

O peygamberlerin izlerince Meryem oğlu İsa’yı, kendisinden önceki Tevrat’ı tasdik edici olarak gönderdik. Ona; kendisinden önceki Tevrat’ın tastikçisi ve muttakilere bir hidayet ve öğüt olmak üzere içinde hidayet ve aydınlık bulunan İncil’i verdik. (Maide 46)

Görüldüğü gibi ayette hz.İsa(as)’ya İncil’in indirildiğini söylüyor. Burada dikkat edilmesi gereken husus şu; ayet geçmişten yani Kur’an indirilmeden önceki zamandan bahsediyor. Bunun ardından İncil ehlinin İncil ile hükmetmesi gerektiği söyleniyor. Bu konuda tefsir bilgini Muhammed Ali es-Sabuni şöyle demektedir;

“İncil’e inananlar, Allah’ın onda indirdiği hükümlerle hükmetsinler. Yani biz, Meryem oğlu İsâ’ya İncil’i gönderdik ve ona ve peşinden gidenlere İncil ile hükmetmesini emrettik. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar imandan ve Allah’a itaattan çıkan azgınlardır.” (4)

Kısacası bu ayette Kur’an indirildikten sonra da İncil ile hükmedilmesini emreden bir ifade bulunmamaktadır. Bir diğer ayete geçelim;

De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. (Maide 68)

Ehli kitabın Tevrat’ın ve İncil’in bozulmadığına dair Kur’an’dan delil getirdikleri bir diğer ayet ise maide 68 ayeti. Söz konusu ayette Tevrat ve İncil ile hükmedilmesi gerektiği geçtiği için günümüz hristiyan ve Yahudileri “Eğer Tevrat ve İncil tahrif edilmiş olsaydı, Allah böyle bir emir verir miydi” şeklinde bir itirazda bulunabiliyorlar.

Söz konusu ayet Müslüman alimler tarafından farklı yorumlanmıştır. Örneğin Hasan-ı Basri maide 68 ayetiyle ilgili şöyle der;

“Tevrat’ı, İncil’i doğru dürüst uygulamadıkça mealindeki beyan şu anlama gelir: Tevrat ve İncil’ de tahrif ettiğiniz, değiştirdiğiniz ve tebdil ettiğiniz şeyleri düzeltmedikçe, nazil olan kitapların hepsini aynı seviyede görüp iman etmedikçe bir şey üzere değilsiniz.” (5)

İbni Abbas ise şöyle söylemiştir;

“Tevrat ve İncil’de bulunan hükümlerle amel etmedikçe, yani orada yer alan Hz. Muhammed’in (s.a.) nitelik, özellik ve peygamber olarak gönderileceği hükmüyle amel edip, onu gizlemeden insanlara açıklamadıkça bir şey üzere değilsiniz.” (6)

En doğrusunu Allah bilir ama bu ayette dikkat çeken bir şey var; ayette ehli kitaba seslenirken sadece Tevrat ve İncil anılmıyor. Aynı ayette Kur’an’ın da uygulanması gerektiği söyleniyor. Buradan yola çıkarsak; Kur’an son kitap olduğu için Tevrat ve İncil’de bulunan bir hüküm de ancak Kur’an ayetleri göz önüne alınarak değerlendirilir ve Kur’an’a ters bir hüküm kabul edilemez. Örneğin Kur’an’ın İncil’deki baba-oğul-kutsal ruh şeklindeki üçü birlik tanrı inancını reddettiğini ve Allah’ın asla oğul edinmediğini sert bir şekilde vurguladığını biliyoruz. Yine örneğin Tevrat’ta hz.Lut, hz.İbrahim gibi temiz, ahlaklı peygamberler için kabul edilmesi mümkün olmayan hikayeler bulunduğunu biliyoruz. Durum böyle iken günümüzdeki İncil ve Tevrat’ın bir müslüman tarafından kabul edilmesi yine mümkün değildir. Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır da söz konusu ayetle ilgili şöyle der;

“Tâ ki Tevrat’ı ve İncil’i ve rabbinizden size indirilenlerin hepsini -ki Kur’ân ve Kur’ân’ın bu âyeti de bu cümledendir- ikame edesiniz, bunlara hakkıyla riayet edesiniz. Mukaddem (önce gelen)i, sonra gelenin tasdikinden geçirerek toplamının sonucuna göre Allah’ın ahidlerini ve sözleşmelerini tanıyıp yerine getiresiniz.” (7)

Ayrıca ilgili ayette Tevrat ve İncil ile birlikte Kur’an’dan bahsedilmesi bile aslında iddia ettikleri gibi Tevrat ve İncil’in korunduğuna değil tam tersine bozulduğuna işarettir. Zira şuan elimizde bulunan İncil ve Tevrat’ta, Kur’an’a zıt hükümler olması üç kitabın birlikte kabul edilemeyeceğini ve bunlardan birinin ölçü alınıp diğerlerinin düzeltilmesi gerektiğini gösterir.

Delil getirilen bir diğer ayet şu şekilde;

Bu Kur’an, Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab’ı (Allah’ın Levh-i Mahfuz’daki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır. (Yunus 37)

Yine bu ayet üzerinden Kur’an’ın önceki kitapları doğruladığı ve Tevrat ile İncil’in bozulmadığı iddia edilmektir. Evet Kur’an önceki kitapları doğruluyor ama dikkat etmemiz gereken kısım şu; bozulmuş hâllerini mi yoksa indirilmiş orijinal hallerini mi onaylıyor. Yazımızın başında hatırlarsanız biz müslümanlar Tevrat’ın ve İncil’in indirilmiş yani orjinal haline iman ettiğimizi belirtmiştik. Yine ayrıca Kur’an’ın bozulmuş Tevrat ve İncil’i kabul etmediğine delil olarak ayetler getirmiştik.
Bu ayetin de aynı durumdan bahsettiğini görüyoruz. Evet, Kur’an hz.Musa’ya tevrat, hz.İsa’ya İncil indirildiğini bize bildirerek zaten önceki kitapları doğrulamış oluyor. Ve yine Kur’an’ın da indirilmiş orijinal Tevrat ve İncil ile aynı ana tevhid mesajı ile indiğini de doğruluyor. “Önceki kitapları doğrulamak” demek haham ve papazlar tarafından bozulmuş hallerini onaylamak anlamına gelmek zorunda değil. Bu ayet hz.Musa ve hz.İsa’ya indirilmiş hallerini onaylamak, anlamına da geliyor. Bu yüzden bu ayet İncil ve Tevrat’ın korunduğuna delil olarak getirilemez.

Ayetin ilk cümlesinde, Kur’an’ın Allah’tan başkası tarafından uydurulmadığına vurgu yapılarak Kur’an’dan önce de Allah’ın aynı mesajda kitaplar gönderdiği ima edilmiştir. Buradan da ayetin orjinal İncil ve Tevrat’tan bahsettiğini anlayabiliriz. Mevdudi bu konuda şöyle der;

Bu Peygamber (s.a) sizlere şaşılacak bir mesaj getirmemiştir. Sadece daha önce gelen peygamberlerin taşıdıkları mesajı teyit etmektedir ki, bu zaten ezelî ve ebedî hakikattir. (8)

Sonuç olarak;

Kur’an’ın birçok ayetinde ehli kitabın kendi kitaplarını yani Tevrat’ı ve İncil’i bozduğu bildirilir. Yine birçok ayette Kur’an’ın günümüz İncil ve Tevrat’taki bazı hükümlere itiraz ettiğini görüyoruz. Durum böyle iken Kur’an’ın günümüzdeki İncil ve Tevrat’ı onayladığını söylemek mümkün değildir. Delil olarak getirilen ayetlerde ise Kur’an sonradan uydurulmuş, bozulmuş İncil ve Tevrat’ı değil indirilmiş olan İncil ve Tevrat’ı onayladığını görüyoruz.

Kaynakça

1) Mecmau’z Zevaid, 4/139; hadis no: 7649 hadis sahihtir.
2) Abdurrezzak,Musannef, 6/111;Ahmed b. Hanbel, 4/136; Ebû Dâvud, İlim 2
3) İmam Maturidi Te’vilatü’l Kur’an, Maide 43 ayeti tefsiri
4) Muhammed Ali es-Sabuni, Tefsirlerin Özü, Maide 47 ayeti tefsiri
5) İmam Maturidi Te’vilatü’l Kur’an, Maide 68 ayeti tefsiri
6) İmam Maturidi Te’vilatü’l Kur’an, Maide 68 ayeti tefsiri
7) Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Maide 68 ayeti tefsiri
8) Mevdudi, Tefhimul Kur’an, Fatır 31 ayeti tefsiri

KUR’AN’A GÖRE TEVRAT VE İNCİL KORUNMUŞ MU?

Yazı dolaşımı


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.