İngiliz yazar C. S. Lewis bir defasında Tanrı’nın herhangi birisi için orta derecede ilgilenilebilecek bir şey olmadığını söylemişti. Sonuçta eğer Tanrı yoksa, Tanrı ile ilgilenmek için zaten bir neden yoktur. Öte yandan Tanrı gerçekten varsa, bu fevkalade önemli ve ilgi çekmesi gereken bir konudur, ve en önemli işimiz varlığımızın kaynağı olarak yaşamımızı borçlu olduğumuz bu varlıkla nasıl doğru bir ilişki kurabileceğimiz olmalıdır.

O halde omuzlarını silkerek “Tanrı’nın var olup olmaması ne fark yaratır ki?” diyen insanlar sadece bu sorun hakkında yeterince derin bir biçimde düşünmediklerini gösteriyorlar. Bu sorun üzerinde ciddi bir biçimde kafa yoran Sartre ve Camus gibi ateist filozoflar bile Tanrı’nın varlığının insanlık için müthiş bir fark yarattığını kabul ederler. Tanrı’nın var olup olmamasının neden büyük bir fark yarattığını gösteren üç noktayı sizinle paylaşmama izin verin.

1. Eğer Tanrı yoksa yaşamın hiçbir anlamı yoktur. Eğer yaşamınız ölümle sona erecekse, ne tür bir yaşam sürdürdüğünüzün hiçbir anlamı yoktur. En sonunda, dünya üzerinde yaşamış olup olmadığınızın hiçbir anlamı ve önemi yoktur. Tabi ki başkaları üzerinde bir etkiniz olduysa yada tarihin akışını etkiledi iseniz göreceli olarak önemli bir yaşam sürdürdüğünüz söylenebilir.Ancak insanlık eninde sonunda evrenin ölümünün sıcaklığında yok olmaya mahkumdur. Eninde sonunda kim olduğunuz ya da ne yaptığınız hiçbir şey ifade etmez. Yaşamınız önemsizdir.

Bunun sonucunda bilim adamının insanlığın bilgisini ileriye götürme çabası, doktorun acı ve hastalıkları ortadan kaldırmak için yaptığı araştırma, diplomatın dünyada barış sağlama işi, dünyanın her yerindeki iyi insanların insanlığı ileri götürmek için yaptıkları fedakarlıklar bunların tümü hiçtir. Sonuç olarak ateizm doğru ise yaşam anlamsızdır.

2. Eğer Tanrı yoksa bizler yaşamımızı hiçbir umuda sahip olmadan sürdürmeliyiz. Eğer Tanrı yoksa sınırlı varoluşumuzun eksikliklerinden kurtulabilmesi için hiçbir umut yoktur. Örneğin kötülükten kurtulmak konusunda hiçbir umudumuz yoktur. Birçok kişi Tanrı’nın nasıl olup da bu kadar kötülükle dolu bir dünya yaratmış olabileceğini sorgulamasına karşın aslında dünyadaki kötülük ve acıların büyük bir kısmı insanın karşısındaki insana insanlık dışı davranmasından kaynaklanır. Bir önceki yüzyılda tecrübe ettiğimiz iki dünya savaşı, 19. yüzyılın insanlığın ilerlemesi konusundaki naif iyimserliğini tamamen ortadan kaldırmıştır. Eğer Tanrı yoksa tamamen keyfi ve sonu gelmeyen acılarla dolu bir dünyada umutsuzluğa mahkumuz, ve kötülükten kurtulmak için hiçbir umudumuz yoktur.

Ya da yine eğer Tanrı yoksa yaşlanma, hastalıklar ve ölümden kurtulma konusunda da hiçbir umudumuz yoktur. Sizin gibi üniversite öğrencilerinin bunu düşünmesi zor olabilir, ancak genç bir yaşta ölmediğiniz sürece bir gün siz de evet, siz de yaşlı bir kadın ya da erkek olacaksınız, kendinizi yaşlanmaya karşı sürekli kaybettiğiniz bir savaşın içerisinde bulacaksınız, bedeniniz gittikçe bozulacak, hastalıklarla, hatta bunamayla karşı karşıya kalacaksınız. Mezarın ardında hiçbir yaşam olmayacak. Bu nedenle ateizm, umudu olmayan bir felsefedir.

3. Öte yandan eğer Tanrı varsa yaşamda sadece anlam ve umut olmakla kalmaz, aynı zamanda bu Tanrı’yı tanıma ve sevgisini kişisel olarak tecrübe etme olasılığı da vardır. Bunu düşünün! Sonsuz Tanrı’nın sizi sevmesi ve kişisel olarak sizinle dostluk kurmak istemesi! Bir insanın tadını çıkarabileceği en yüksek konum olmalı! Tanrı’nın varlığı sadece insanlık için büyük bir fark yaratmakla kalmaz, bu aynı zamanda sizin için de yaşamınızı kişisel olarak değiştiren bir fark yaratacaktır.

Şimdi bunların hiçbirinin Tanrı’nın varlığını kanıtlamadığını kabul etmeliyiz. Ancak bunlar Tanrı’nın var olup olmamasının müthiş bir fark yarattığını gösterir. O halde Tanrı’nın var olduğu yönündeki kanıtlarla var olmadığı yönündeki kanıtlar tamamen eşit olsa dahi sanırım akıllıca olan şey ona inanmak olacaktır. Yani bana öyle geliyor ki kanıtların tamamen eşit olduğu bir durumda umut, anlam ve mutluluk yerine ölüm, boşluk ve umutsuzluğu seçmek gerçekten de akıllıca değildir.

Ancak aslında kanıtların tam olarak eşit olduğunu bile düşünmüyorum. Bence Tanrı’ya inanmak için oldukça iyi nedenler var. Ve bu akşam size kısaca bu nedenler hakkında konuşmak istiyorum. Bunların her biri üzerinde koca kitaplar yazılmıştır, ancak bu akşam sadece her bir argümanın hızlı bir resmini çizeceğim ve tartışma zamanımızda bunlar arasında daha fazla konuşmak istedikleriniz üzerinde durabiliriz.

Bizler yaşamın yolunda yolculuk yaparken amacımız etrafımızdaki şeyleri anlamak, dünyayı olduğu gibi anlamlandırmaktır. Tanrı’nın var olduğu varsayımı çok geniş tecrübelerimiz ışığında oldukça akla uygundur.


1. Evrenin varoluşu ve kaynağı ancak Tanrı ile anlaşılabilir.

Kendi kendinize hiç evrenin nereden geldiğini sordunuz mu? Hiçbir şeyin var olmaması yerine neden her şey var? Ateistlerin bu soruya tipik yanıtı, sadece evrenin sonsuz olduğudur, ve her şey bundan ibarettir.

Ancak tabi ki bu akla yatkın değildir. Bir dakika için bunu düşünelim. Eğer evrenin bir başlangıcı yoksa, bu evrenin tarihindeki geçmiş olayların sayısının sonsuz olduğu anlamına gelir. Ancak matematikçiler, sonsuz sayıdaki şeylerin eninde sonunda kendi kendileriyle çelişeceklerini kabul ederler. Örneğin sonsuzdan sonsuz çıkarsa kaç kalır? Matematiksel olarak buna verilebilecek yanıtlar çelişkiyle sonuçlanır. Bu da size sonsuzun sadece kafanızdaki bir fikirden ibaret olduğunu gösterir, gerçekte var olan bir şey değildir. Yirminci yüzyılın belki de en büyük matematikçilerinden bir olan David Hilbert şöyle der:

Sonsuz, aslında bulunabilecek bir şey değildir. Ne doğada bulunur ne de rasyonel düşünce için geçerli bir temel oluşturur. Sonsuz, sadece fikirler alanında bir rol oynayabilir.

Ancak geçmişte kalan olaylar fikirlerden ibaret olmadıklarına ve gerçek olduklarına göre bu olayların sayısının sınırlı olması gerekir. Sonuç olarak geçmişteki olayların sayısı sonsuzlarca gidemez; bunun yerine evrenin bir anda var olmaya başlamış olması gereklidir.

Bu sonuç, astronomi ve astrofizik alanındaki etkileyici keşiflerle de desteklenmiştir. Modern bilimin en parlak gelişmelerinden biri, bize artık evrenin geçmişinin sonsuz olmadığını, yaklaşık 13 milyar yıl önce Büyük Patlama adı verilen, büyük bir felakete benzeyen bir olayla ortaya çıktığını öğretir. Büyük patlamayı bu kadar ilgi çekici yapan şey, evrenin kaynağının tam anlamıyla hiçten ortaya çıktığını göstermesidir. Çünkü tüm madde ve enerji, hatta fiziksel uzay ve zamanın kendisi bile Büyük Patlama’da ortaya çıkmıştır. Fizikçi P. C. W. Davies’in de açıkladığı gibi, “evrenin ortaya çıkması modern bilimde tartışıldığı şekliyle… daha önceden var olan düzensiz ve bilinçsizlik halinin… bir tür organizasyonla düzenlenmesi sonucunda gerçekleşmemiştir, aksine tüm fiziksel şeylerin tam anlamıyla hiçten oluşmasıyla gerçekleşmiştir.”

Paul Davies

Tabiki geçmiş yıllarda bu mutlak başlangıç fikrinden kaçınmak için alternatif teoriler ortaya atılmıştır, ancak bunların hiçbiri bilim dünyası tarafından Büyük Patlama teorisi kadar olası bulunmamıştır. Aslına bakılırsa 2003 yılında Arvind Borde, Alan Guth ve Alexander Vilenkin, ortalama düzeyde kozmik olarak genişlemekte olan herhangi bir evrenin geçmişte sonsuz olamayacağını ama mutlak bir başlangıcı olması gerektiğini kanıtlamışlardır. Vilenkin bunu açık bir biçimde şöyle anlatır:

Bir argümanın mantıklı kişileri ikna eden, bir kanıtın ise mantıklı düşünmeyen kişileri bile ikna eden bir şey olduğu söylenir. Şimdi sahip olduğumuz kanıtlar sonucunda evrenbilimciler artık geçmişi sonsuz bir evren fikri ardına saklanamazlar. Bundan kaçış yoktur, kozmik bir başlangıç fikriyle yüzleşmeleri şarttır.

Bu sorun Oxford Üniversitesi’nden Anthony Kenny tarafından iyi bir biçimde özetlenir. Kenny der ki “Büyük Patlama teorisini kabul eden bir kişi eğer en azından ateist ise evrenin hiçbir şeyden ve bir hiç tarafından oluşturulduğunu kabul etmek zorundadır.” Ancak tabi ki bu pek akla yatkın değildir! Hiçten ancak hiç oluşabilir. O halde evren nasıl oluyor da hiç değil, ve bir şey var? Evren nereden geldi? Evrenin ortaya çıkmasına yol açan bir neden olmalı. Sonuç olarak argümanımızı şöyle özetleyebiliriz:

1. Var olmaya başlayan bir şeyin bir nedeni vardır.

2. Evren var olmaya başlamıştır.

3. O halde evrenin bir nedeni olmalıdır.

İlk iki öncülün gerçekliği ışığında varılması gereken sonuç bellidir.

Bu durumun doğası gereği söz konusu neden evreni yaratmış olan, başka bir nedene bağlı olmayan, değişmez, zamandışı ve madde olmayan bir varlık olmalıdır.Başka bir nedene bağlı olmamalıdır çünkü gördüğümüz gibi sonsuz bir nedenler silsilesi mümkün değildir. Zamandışı ve bunun sonucunda değişmez en azından evren olmaksızın – olmalıdır çünkü zamanı kendisi yaratmıştır. Aynı zamanda uzayı yarattığı için uzaydan da aşkın, bunun sonucunda da fiziksel değil, madde dışı olmalıdır.

Bunun da ötesinde aynı zamanda kişisel olması gerektiğini savunuyorum. Çünkü aksi takdirde zamandışı bir neden nasıl olur da evren gibi geçici bir etkiye yol açabilir? Eğer neden mekanik olarak işleyen gerekli ve yeterli koşullar dizisi idiyse, o halde bu neden sonuç olmadan var olamazdı. Örneğin suyun donmasının nedeni, hava sıcaklığının 0˚ santigrat altına düşmesidir. Eğer hava sıcaklığı sonsuzluktan bu yana 0˚ altında idiyse, etraftaki bütün sular sonsuzluktan bu yana donmuş olacaktı. O halde suyun belirli bir zaman önce donmaya başlamış olması mümkün olmayacaktır. Böylece eğer neden kalıcı bir biçimde varsa, sonuç da kalıcı bir biçimde var olmalıdır. Nedenin zamandışı ve sonucun da zaman içerisinde başlamış olmasının tek yolu, nedenin önceden belirleyici herhangi bir koşul olmaksızın zamanda bir sonuç yaratmayı kendi iradesiyle seçmiş olmasıdır. Örneğin sonsuzluktan bu yana oturmakta olan bir adam kendi iradesiyle ayağa kalkabilir. Böylece evrenin sadece aşkın bir nedeni olmadığı, ancak kişisel bir Yaratıcı tarafından yaratılmış olması gerektiği noktasına geldik.

Büyük Patlama teorisinin böylece Hristiyan deistlerin eskiden beri inandıklarını onaylaması müthiş bir şey, öyle değil mi: Başlangıçta Tanrı evreni yarattı. Şimdi size sorayım, hangisi akla daha yatkındır: Hristiyan deistler doğruyu söylüyorlar, ya da evren hiçbir neden olmadan durup dururken ortaya çıktı. En azından ben önümdeki alternatifler arasında bir seçim yapmakta zorlanmıyorum.


2. Evrenin akıllı yaşam için düzenlenmesi ancak Tanrı ile anlaşılabilir.

Yaklaşık olarak son 40 yıldır bilim adamları bizimki gibi akıllı yaşamın Büyük Patlama’da gördüğümüz çok karmaşık ve hassas koşulların önceden var olmasıyla mümkün olabileceğini keşfettiler. Bilim adamları bir zamanlar evrenin ilk hali ne olursa olsun akıllı yaşamın eninde sonunda ortaya çıkacağını düşünüyorlardı Ancak artık varoluşumuzun bıçak sırtında dengelendiğini biliyoruz. Akıllı yaşam, önceden var olan ve gerçekten de anlaşılamayacak ve ölçülemeyecek derecede incelikle ayarlanan koşullara bağlıdır.

Bu ince ayar iki türlüdür. İlk olarak doğanın yasaları matematik denklemler olarak ifade edildiklerinde bunlarda yerçekimi sabiti gibi belirli sabitler bulunduğunu görürsünüz. Bu sabitler, doğanın yasaları tarafından belirlenmemişlerdir. Doğanın yasaları, geniş bir değerler yelpazesi içinde bu sabitlerle uyum içerisindedir. İkinci olarak doğa yasalarının varlıklarını devam ettirebilmeleri için bu sabitlerin yanısıra önceden var olan koşullar olarak zorunlu miktarlar gereklidir. Örneğin antropi miktarı, ya da evrendeki madde ile antimadde arasındaki denge buna örnek gösterilebilir. Bu sabitler ve miktarların yaşamın var olmasına izin verecek olan değerleri, aşırı derecede dar bir pencere oluşturur. Söz konusu sabitler ve miktarlar bir saç telinin genişliği kadar kayma gösterecek olsa, yaşamın oluşmasına izin veren dengeler bozulur ve yaşam asla söz konusu olmazdı.

Örneğin fizikçi P. C. W. Davies, yerçekimi ya da atomik zayıf gücünün 10^100 oranında değişmesinin yaşamın ortaya çıkmasına engel olacağını hesaplamıştır. Evrenin büyümesini sağlayan ve son dönemde keşfedilen gittikçe artan genişlemeye yol açan kozmolojik sabit, açıklanamaz bir biçimde yaklaşık 10^120 oranına ayarlanmıştır. Oxford Üniversitesi’nden Roger Penrose, Büyük Patlama’nın düşük antropi koşulunun şans eseri gerçekleşmesi olasılığının, 10^10^123’da bir olduğunu hesaplamıştır. Penrose şöyle der: “Ben fizikte doğruluğu ve isabet oranı çok uzaktan bile olsa 10^10^123 gibi bir orana yaklaşan başka hiçbir şeyle karşılaşmadım.” Ve söz konusu olan sadece her bir sabitin ve miktarın ince bir biçimde ayarlanması değildir; bunların birbirlerine olan oranları da aynı şekilde incelikle ayarlanmış olmalıdır. Böylece zihinlerimiz kavrayamayacağımız rakamlarla dolana kadar olasılık dışılık olasılık dışılık çarpı olasılık dışılık ile çarpılır.

Evrenin böylesine ince bir biçimde ayarlanmasını açıklayabilecek üç olasılık vardır: fiziksel gereklilik, tesadüf ya da tasarım. İlk alternatif, bizim bilmediğimiz ve evrenin var oluşunu açıklayan bir Her Şey Teorisi’nin (H.Ş.T.) var olmasını gerektirir. Bunun böyle olması gerekiyordu, ve evrenin yaşama izin vermemesinin şansı yoktu ya da çok azdı. Buna karşın ikinci alternatif söz konusu ince ayarın tamamen tesadüfi olduğunu ifade eder. Evrende yaşama izin veren koşulların oluşması tamamen şans eseridir, ve bizler bu şanstan faydalanıyoruz. Üçüncü alternatif ilk ikisini reddeder ve evrenin arkasında evreni yaşamın oluşmasına uygun biçimde tasarlamış olan akıllı bir Zihin bulunduğunu kabul eder. Bu alternatiflerin hangisi en çok kabul edilebilir olandır?

İlk alternatif, olağanüstü derecede kabul edilemez. Söz konusu sabitlerin ve miktarların bulundukları seviyelerde olmalarının hiçbir fiziksel açıklaması olamaz. P. C. W. Davies’in de ifade ettiği gibi,

Fizik yasaları benzersiz olsalar bile bunun sonucunda fiziksel evrenin kendisinin de benzersiz olması gerektiğini söyleyemeyiz…. Fizik yasalarının evrensel ilk koşullar tarafından oluşturulmuş olması gereklidir… Şu andaki fikirlerimiz dahilinde bunların fizik yasalarıyla uyumlululuğunun benzersizliğe yol açacağını gösteren bir “ilk koşullar yasası” bulunmamaktadır. Tam tersine o halde öyle görünüyor ki fiziksel evren şu anda olduğu gibi olmak zorunda değildi, başka türlü olabilirdi.

Örneğin şimdiye kadar en çok umut vaat eden H.Ş.T. adayı olan M-Teorisi’nin süper dizi teorisi, evrenimizi eşsiz bir biçimde anlatmakta başarısızdır. Dizi teorisi aslında içinde bulunduğumuz fizik yasaları tarafından yönetilen birbirinden farklı 10^500 evrenin oluşması için gerekli olan “kozmik ortamın” var olduğunu düşünür; o halde şu anda gerekli olan ve gözlemlediğimiz sabit değerleri ve miktarları açıklayacak bir yanıt vermez.

Peki ikinci alternatif olan evrenin bu kadar ince bir biçimde ayarlanmasının şans eseri olduğu fikri konusunda ne diyebiliriz? Bu alternatifteki sorun, evrenin yaşama izin vermesinin şans eseri olma oranının kavrayışımızı bile aşacak kadar düşük olmasıdır. Oran o kadar düşüktür ki ciddi bir biçimde olasılıklardan biri olarak değerlendirmemiz pek akla yatkın değildir. Kozmik ortamda yaşama izin verebilecek birçok evren bulunabilmesine karşın, tüm ortamla karşılaştırıldığında yaşamın gerçekten var olabileceği dünyalar kavrayamayacağımız kadar azdır, bu nedenle yaşama izin veren bir evrenin bulunma olasılığı fantastik derecede olasılık dışıdır. Mutlu bir ifadeyle “bu şans eseri olabilir” diyen öğrenciler ya da başka kişilerin bu çok ince ayarın yaşam için ne kadar büyük bir zorunluluk olduğundan pek haberleri yoktur. Yaşamlarının başka hiçbir alanında bu tür varsayımlara dayanarak yaşamazlar, örneğin bir akşam kendilerini arabalarını içinde evlerinin önünde bulmalarının şans eseri olabileceğini düşünmezler bile.

Bazıları bu sorundan kaçmak için evrenin bu kadar ince bir biçimde ayarlanmış olmasına şaşırmamamız gerektiğini, çünkü eğer evren böyle ayarlanmamış olsaydı bu konuda şaşırmak için zaten etrafta olmayacağımızı söylemeye çalışmışlardır. Burda olduğumuza göre evrenin bu şekilde düzenlenmiş olmasını beklemeliyiz. Ancak böyle bir mantık yürütme, mantıksal açıdan hatalıdır. Buradaki hatayı paralel bir örnek kullanarak gösterebiliriz. Yurtdışına yolculuk yaptığınızı ve uydurma bir uyuşturucu suçlamasıyla 100 kişilik bir idam mangası önüne çıkarıldığınızı düşünün. Her biri tüfeklerini kalbinize doğrultmuş, sizi vurmaya hazırlanıyor. Onlara verilen emri duyuyorsunuz: “Hazırol, nişan al, ateş!”. Ardından silahlardan çıkan sağır edici ses kulaklarınızı dolduruyor. Ve bundan sonra hala hayatta olduğunuzu farkediyorsunuz, size nişan alan idam mangasındaki 100 kişi de hedefi ıskalamış! Şimdi ne diyeceksiniz: “Buna hiç şaşırmamalıyım, çünkü eğer hedefi ıskalamamış olsalardı buna şaşırmak için burada olmayacaktım” der misiniz? “Burada olduğuma göre hepsinin hedefi ıskalamış olmasını beklemeliyim.” Tabi ki böyle düşünmezsiniz! Hepsinin bilinçli olarak sizi vurmadıklarını, her şeyin bir düzen olduğunu, bir nedenle bir kişi tarafından planlandığını düşünürsünüz. Bir yandan ölü olmadığınızı farketmek sizi şaşırtmaz, öte yandan hala yaşadığınızı görmek sizin için büyük bir sürprizdir. Aynı şekilde evrenin yaşamın ortaya çıkması için bu kadar ince bir şekilde ayarlanmasının ne kadar düşük bir olasılık olduğunu düşününce bunun şans değil tasarım sonucu olduğu sonucuna varabiliriz.

Şans alternatifini kurtarmak isteyenler bu nedenle sonsuz sayıda öylesine düzenlenmiş evrenler bulunduğunu ve bizim evrenimizin de bu evrenler topluluğu içerisinde yer aldığını kabul etmeye zorlanmışlardır. Bizim evrenimizin de parçası olduğu bu sonsuz evrenler topluluğunun bir yerinde ince bir şekilde ayarlanmış evrenler sadece şans eseri ortaya çıkacaktır, biz de işte böyle bir dünyadan ibaretiz.

Ancak evrenler topluluğu varsayımında en azından iki büyük sorun bulunur: Birincisi, böyle bir evrenler topluluğunun bulunduğu yönünde önümüzde hiçbir kanıt yoktur. Başka dünyalar olup olmadığını kimse bilmez. Buna ek olarak Borde, Guth ve Vilenkin sürekli olarak genişleme halinde olan hiçbir evrenin geçmişte sonsuz olamayacağını kanıtlamışlardır. Teorileri çoklu evrenleri de kapsar. O halde geçmiş sınırlı olduğuna göre şimdiye kadar sadece belirli bir sayıda evren ortaya çıkmış olmalıdır, bunun sonucunda da ince bir biçimde ayarlanmış bir evrenin söz konusu evrenler topluluğu içerisinde henüz ortaya çıkmamış olması mümkündür.

İkinci olarak eğer bizim evrenimiz evrenler topluluğunun sıradan bir üyesi ise aslında çok ezici bir olasılıkla şu anda gözlemlemekte olduğumuz evrenden çok daha farklı bir evreni gözlüyor olmamız gerekirdi. Roger Penrose’un hesaplarına göre güneş sistemimizin partiküllerin rastgele çarpışması sonucunda aniden meydana gelme olasılığı, ince bir ayarla oluşmuş bir evrenin varlığından anlaşılmaz bir biçimde fazladır. (Penrose karşılaştırma yaparak buna “su katılmamış tavuk yemi” adını verir.) O halde eğer evrenimiz bir evrenler topluluğunun rastgele üyesi ise kendi güneş sistemimizden çok da büyük olmayan bir evreni gözlemliyor olmamız gereklidir. Ya da yine bir evrenler topluluğunun rastgele bir üyesi isek, atların sıradan çarpışmalar sonucunda birdenbire var olup birdenbire yok olması, sonsuza kadar kendiliğinden çalışan makineler gibi oldukça olağanüstü olaylarla karşılaşmamız gerekir, çünkü, bu gibi şeyler evreni oluşturan tüm sabitler ve miktarların şans eseri bölünemeyecek kadar küçük oranlar içerisinde bir araya gelip yaşamın ortaya çıkmasına izin vermesinden çok daha olasıdır. Evrenler topluluğu içerisinde bunun gibi gözlenebilir evrenler bizim dünyamız gibi dünyalardan çok daha fazladır ve bu nedenle söz konusu gerçek çoklu evren varsayımına güçlü bir biçimde darbe vurur. En azından ateizm söz konusu olduğunda bir dünya topluluğunun olmadığı çok büyük bir olasılıktır.

O halde bir kez daha Hristiyan deistlerin hep savundukları, evreni tasarlayan bir bilinç olduğu düşüncesi, evrenin yaşamın ortaya çıkabileceği koşullar doğrultusunda tamamen akıl almaz olarak ve şans eseri ince bir biçimde en ufak ayrıntısına kadar ayarlanması olasılığından çok daha akla yatkındır.

Bu ikinci argümanımızı şöyle özetleyebiliriz:

1. Evrenin bu kadar ince bir biçimde ayarlanması ya fiziksel gereklilik, ya şans ya da tasarım sonucudur.

2. Fiziksel gereklilik ya da şans sonucu olması mümkün değildir.

3. O halde evrenin oluşumu tasarım sonucunda gerçekleşmiştir.

3. Dünyadaki nesnel ahlaki değerler ancak Tanrı ile anlaşılabilir.

Eğer Tanrı yoksa nesnel ahlaki değerler de yoktur. Nesnel ahlaki değerlerin var olduğunu söylemek, bir şeylerin bir kimsenin öyle inanıp inanmadığından bağımsız olarak doğru ya da yanlış olması demektir. Örneğin soykırımı gerçekleştiren Naziler yaptıkları şeyin doğru olduğunu düşünmelerine karşın Naziler’in Yahudi düşmanlığının yanlış olduğunu söylemektir. Ve Naziler İkinci Dünya Savaşı’nı kazanıp kendileriyle aynı şekilde düşünmeyen herkesi yok etmiş ya da herkesin beyinlerini yıkamış olsalar da bunun hala yanlış olması demektir. Ve buradaki iddia, Tanrı’nın yokluğu durumunda ahlaki değerlerin bu anlamda nesnel olamayacaklarıdır.

Birçok deist ve ateist bu noktada aynı fikirdedir. Örneğin zamanımızın en etkili ateistlerinden, Oxford Üniversitesi’nden J. L. Mackie şunu söylemişti:

“Eğer nesnel değerler varsa, bunlar Tanrı’nın var olmasını, nesnel değerlerin bulunmadığı bir durumdan çok daha olası kılarlar.”

Ancak Mackie Tanrı’nın varlığı fikrinden kaçınmak için nesnel ahlaki değerlerin varlığını tamamen yadsımıştır. Şöyle yazmıştır:

“Bu ahlak hissini biyolojik ve sosyal evrimin doğal bir sonucu olarak görmek kolaydır…”

Kanadalı bir bilim filozofu olan Michael Ruse da onunla aynı fikirdedir:

Ahlak da eller, ayaklar ya da dişlerden pek de farklı olmayan biyolojik bir uyum örneğidir. Nesnel bir şey hakkında haklı görülebilir bir iddialar bütünü olarak ahlak yanıltıcıdır. Bir kişi “komşunu kendin gibi sev” dediği zaman bununla kendilerinden daha üstün ve kendilerinin ötesinde bir şeye gönderme yaptıklarını düşündüklerini anlıyorum. Ancak yine de böyle bir gönderme tamamen temelsizdir. Ahlak sadece bir var olma ve çoğalma mekanizmasından ibarettir… Bundan daha derin bir anlam, yanıltıcıdır.

Michael Ruse

Tanrı’nın öldüğünü ilan etmiş olan 19. yüzyılın büyük filozofu Friedrich Nietzsche, Tanrı’nın ölümünün yaşamdaki tüm anlam ve değerin sonu anlamına geldiğinin farkındaydı. Ben Friedrich Nietzsche’nin haklı olduğunu düşünüyorum.

Ancak burada çok dikkatli olmalıyız. Buradaki soru “ahlaki yaşamlar sürdürebilmek için Tanrı’ya inanmalı mıyız?” değildir. Bunun gerekli olduğunu iddia etmiyorum. Ne de “Tanrı’ya inanmadan nesnel ahlaki değerleri anlayabilir miyiz” diye bir soru soruyoruz. Bunun mümkün olduğunu düşünmüyorum.

Burada asıl sorulması gereken soru şudur: “Eğer Tanrı yoksa, nesnel ahlaki değerler var mıdır?” Mackie and Ruse gibi ben de Tanrı’nın var olmadığı bir durumda insan ahlakının nesnel olacağını düşünmek için bir neden göremiyorum. Sonuçta eğer Tanrı yoksa o halde insanları özel yapan şey nedir? İnsanlar sadece doğanın kaza sonucu ortaya çıkmış yan ürünleridir, vahşi ve bilinçsiz bir evrenin bir yerindeki ölçülemeyecek kadar küçük bir toz zerresinden oldukça yakın bir tarihte evrilmişlerdir ve hem bireysel hem de topluca göreceli olarak çok kısa bir zaman içerisinde yok olmaya mahkumdurlar. Ateist bakış açısına göre bazı eylemler, diyelim ki tecavüz, sosyal olarak faydasızdır, bu nedenle evrim süreci içerisinde tabu haline gelmişlerdir; ancak bu tecavüzün gerçekten yanlış olduğunu kanıtlamak konusunda hiçbir şey yapmaz. Ateist bakış açısına göre bir kişiye tecavüz etmenizde sosyal yaptırımlar dışında yanlış olan hiçbir şey yoktur. Böylece Tanrı olmadan vicdanlarımızda yer edinecek bir mutlak doğru ve mutlak yanlış yoktur.

Ancak sorun şu ki nesnel değerler gerçekten var, ve derinlerimizde bir yerlerde hepimiz bunu biliyoruz. Fiziksel dünyanın gerçekliğini reddetmek için ne kadar nedenimiz varsa, ahlaki değerlerin nesnel gerçekliklerini reddetmek için de ancak o kadar nedenimiz vardır. Michael Ruse’un düşünce tarzı en fazla nesnel ahlaki değerleri öznel olarak kavrayışımızın zaman içerisinde evrildiğini kanıtlayabilir. Ancak eğer ahlaki değerler icat edilmek yerine zamanla aşama aşama keşfedilmişlerse, tıpkı fiziksel dünyayı aşamalı ve yanılabilir bir biçimde kavramamızın bu dünyanın nesnelliğine engel oluşturmadığı gibi, ahlak alanını aşamalı olarak ve yanılabilir bir biçimde kavrayışımız da artık bu alanın nesnel gerçekliği için bir engel oluşturmaz.Birçoğumuz nesnel değerleri kavradığımızı düşünürüz. Ruse’un kendisinin de itiraf ettiği gibi “Küçük çocuklara tecavüz etmenin ahlaki olarak kabul edilebilir olduğunu söyleyen bir adam, 2+2=5 diyen bir adam kadar kesin bir yanılgı içerisindedir.”

Tecavüz, işkence ve çocuk istismarı gibi eylemler sadece sosyal olarak kabul edilemez davranışlar olmaktan ibaret değildir; bunlar ahlaki olarak iğrençtir. Bazı şeyler gerçekten yanlıştır. Aynı şekilde sevgi, eşitlik ve kendini feda etme gibi şeyler ise gerçekten iyidir. Ancak nesnel değerler Tanrı olmaksızın var olamazlarsa, ve nesnel değerler varsa, bunun mantıksal ve kaçınılmaz sonucu, Tanrı’nın var olduğudur.

Bu argümanı aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

1. Eğer Tanrı yoksa, nesnel ahlaki değerler de yoktur.

2. Nesnel ahlaki değerler vardır.

3. O halde Tanrı vardır.

kaynakça

yazının linki: https://www.reasonablefaith.org/translations/turkish/popular-articles/tanri-var-mi/

TANRI İNANCI ORTA DERECE OLAMAZ – WİLLİAM L. CRAİG

Yazı dolaşımı


TANRI İNANCI ORTA DERECE OLAMAZ – WİLLİAM L. CRAİG” için 570 yorum

  1. Hello there, just became alert to your blog through Google, and found that it
    is really informative. I am gonna watch out for brussels. I’ll appreciate if
    you continue this in future. Numerous people will be benefited from your writing.
    Cheers!

  2. I’ve been exploring for a little for any high-quality articles or blog
    posts in this kind of house . Exploring in Yahoo I at last stumbled upon this
    site. Studying this info So i’m satisfied to express that I’ve
    an incredibly excellent uncanny feeling I discovered
    just what I needed. I most certainly will make sure to don?t overlook this web site and provides it a look regularly.

  3. I’m very happy to discover this page. I want
    to to thank you for your time just for this wonderful read!!
    I definitely appreciated every bit of it and i also have
    you book-marked to look at new stuff in your website.

  4. Great goods from you, man. I have understand your stuff previous to and you’re just too wonderful.
    I really like what you’ve acquired here, certainly like what you’re saying and the
    way in which you say it. You make it enjoyable and you still take care of to keep it smart.
    I can not wait to read far more from you. This is really a tremendous website.

  5. Hi just wanted to giᴠe you a brief heads ᥙp and let you know а feew of
    thee іmages aren’t loading prօperly. I’m not surе why butt I
    think itѕ a linking issue. I’ve trieⅾ it іn two dіfferent ƅгowsers and botһ show the same outcome.

    Feel fгee to ѕurrf to my webpage; Morning Computer

  6. I have been surfing online more than 3 hours today, yet I never found any interesting article like yours.
    It’s pretty worth enough for me. Personally, if
    all webmasters and bloggers made good content as you did, the net will be much more useful than ever before.

    Feel free to surf to my web-site … Man Plus Male Enhancement (https://theocratic.net)

  7. Today, while I was at work, my cousin stole my iPad and tested to see if it can survive a 30 foot drop, just so she can be a youtube sensation. My iPad is now broken and she has 83
    views. I know this is completely off topic but I had to share it with
    someone!

  8. You could certainly see your expertise in the work you write.
    The arena hopes for even more passionate writers such as
    you who are not afraid to mention how they believe. Always follow your
    heart.

  9. Greetings from Ohio! I’m bored at work so I decided to browse your site on my iphone
    during lunch break. I really like the info you provide here and can’t wait to take a look when I get home.
    I’m surprised at how quick your blog loaded on my cell phone ..

    I’m not even using WIFI, just 3G .. Anyways, excellent blog!

  10. Hello, i think that i noticed you visited my website thus i
    came to go back the choose?.I am trying to in finding things to enhance
    my site!I guess its ok to use a few of your ideas!!

  11. Hey there just wanted to give you a brief heads up and let you know a few of the images aren’t loading correctly.

    I’m not sure why but I think its a linking issue. I’ve tried it in two different internet browsers and both show the same outcome.

  12. Greetings! I know this is kind of off topic but I was wondering which
    blog platform are you using for this website? I’m getting fed up of WordPress because
    I’ve had issues with hackers and I’m looking at alternatives for
    another platform. I would be great if you could
    point me in the direction of a good platform.

  13. Hi there, just became aware of your blog through Google, and found that it’s truly informative.
    I’m gonna watch out for brussels. I’ll appreciate if you continue this in future.

    Lots of people will be benefited from your writing.

    Cheers!

  14. What’s Going down i’m new to this, I stumbled upon this I have found It absolutely
    useful and it has helped me out loads. I hope to contribute & help other users like its helped me.
    Good job.

  15. Oh my goodness! Amazing article dude! Many thanks,
    However I am experiencing troubles with your RSS. I don’t understand why I
    can’t join it. Is there anybody else getting similar RSS problems?
    Anyone who knows the solution will you kindly respond?
    Thanx!!

  16. It’s a shame you don’t have a donate button! I’d without a doubt donate to this fantastic blog!

    I suppose for now i’ll settle for book-marking and adding your RSS feed to
    my Google account. I look forward to new updates and will talk about this website with
    my Facebook group. Chat soon! scoliosis surgery https://0401mm.tumblr.com/ scoliosis
    surgery

  17. Geri bildirim: single gay dad dating
  18. My home computer is hooked up to a router. I would like to have access to my home computer’s webcam through my work computer. . My home computer is hooked up through a DSL modem and is always on.. My work computer obviously has access to the Internet..

  19. It’s actually a cool and useful piece of information. I’m happy that you just shared this
    useful info with us. Please stay us up to date
    like this. Thank you for sharing.

  20. My developer is trying to persuade me to move to .net from PHP.
    I have always disliked the idea because of the costs.
    But he’s tryiong none the less. I’ve been using WordPress on several websites for about a year and am
    nervous about switching to another platform. I have heard great
    things about blogengine.net. Is there a way I can transfer all my wordpress content into
    it? Any help would be greatly appreciated!

  21. I think this is one of the most important info for me.
    And i’m glad reading your article. But want to remark on few general things, The web site style is perfect, the articles is really nice
    : D. Good job, cheers

  22. whoah this blog is great i like studying your posts.
    Stay up the good work! You know, a lot of people are hunting around for this info,
    you can help them greatly.

  23. Right here is the perfect website for everyone who wants to find out about this
    topic. You realize so much its almost tough to argue
    with you (not that I personally will need to…HaHa). You definitely
    put a fresh spin on a subject which has been written about for ages.

    Wonderful stuff, just great!

  24. Everything is uncomplicated. In the main menu of the 1xBet app, there is a section dedicated to cricket betting. There you’ll be able to get acquainted with a timetable of the current games and championships. Choose your preferred one and then decide on the type of cricket betting you intend to do: Accumulator, Chain, or System. 1xBet offers its customers a wide range of available bets with different odds, so choose the best one for you. 1Xbet mobile app is free and it can be downloaded from the bookmaker’s official website. You can download it for Android and iOS operating systems. So obtain 1xBet .apk and place a bet on your favorite betting market and money out nice rewards. Once you open the equipment, you will get the possibility to turn into a member of the large 1xBet group due to the short registration the company has established. It requires from you solely to fill in your cell phone quantity, two names, password to login your account and most popular account international money. For event, the betting company has made its private browser which can’t be downloaded via .co.ke web site version. If you resolve to utilize 1xBet, it’s actually useful to obtain one of many two cell purposes that are obtainable on our market, too. http://augusthxla087531.arwebo.com/29888848/lakers-warriors-spread As nicely as all of your favorite sports, markets and games, the 1XBET app has numerous different tips up its sleeve too. This is likely one of the focal points of the 1XBET online betting service, with particular promos throughout the week that can assist you to take advantage of your wagering. June 2021 There are so many bonuses and promotions obtainable at 1XBET that you simply won’t know the place to begin after downloading their app. All of them have presented in our BonusCodes’ sportsbook and casino voucher codes browser. The payments would have allowed card rooms and licensed tribal casinos to supply online poker. Yes, the mobile version of 1xbet is fast and its pages load quickly. When you launch the 1xbet sports betting app and casino, it will open in 757 ms. The speed of loading 1xbet on your mobile device can also depend on your internet connection. If your internet connection is not stable, there may be issues with launching the 1xbet mobile app properly.

  25. The asking price is a key factor to be considered while selling your house. Estate agents will provide a recommended listing price and provide an expectation of where they believe the sale will go. Different types of properties require different types of pricing strategies to reach the best result. Some agents will say the market will dictate the price, this is not always the best strategy. What if there is only one interested party? It can be tricky to negotiate that person above the asking price but easier to negotiate them up to an asking price you have set. The most difficult task to do when selling your home by owner is this part. Since you are selling a house without a realtor, all showings and negotiations are, of course, done by you alone. If you want to succeed in how to sell your house for sale by owner, prepare yourself to field and negotiate offers. https://cainludhiana.com/community/profile/rethaoor7565202/ Six Homes for the Contemporary Ranch Lifestyle Begin Your Search for Real Estate Or Auction Property: True luxury begins with a premium homebuying experience that surpasses expectations. That sincere service connection combined with an exceptionally high-quality product has been the Heartland gold standard for over 40 years. Walking Club members have developed a walking route that incorporates the community walking paths and goes through the community so residents from different neighborhoods are able to join in. As the walking club members return to their neighborhood the remaining members walk each other home. It’s a lot of fun and a great way to spend time outside! Catch the Walking Club anywhere along the route and join in; the more the merrier! For listings in Canada, the trademarks REALTOR®, REALTORS®, and the REALTOR® logo are controlled by The Canadian Real Estate Association (CREA) and identify real estate professionals who are members of CREA. The trademarks MLS®, Multiple Listing Service® and the associated logos are owned by CREA and identify the quality of services provided by real estate professionals who are members of CREA. Used under license.

  26. It’s the best time to make a few plans for the longer term and it’s time to be happy.
    I’ve learn this post and if I may I want to
    recommend you some fascinating issues or advice. Perhaps you can write next articles referring to
    this article. I wish to learn even more things about it!

  27. Creads > Conseils > Conseils pratiques > Comment faire un powerpoint professionnel ? Modèles gratuits de cycles et processus pour présentations PowerPoint ou Google Slides. Collection de 10 diagrammes circulaires et linéaires, avec 2 à 6 options. Graphiques éditables, faciles à personnaliser. Les outils de mise en forme de Zoho Show sont familiers et son interface utilisateur contextuelle est très intuitive, permettant aux utilisateurs de s’adapter en cours d’utilisation. Vous n’avez besoin d’aucune compétence particulière pour démarrer avec Zoho Show. Heureusement, il est possible de trouver sur Internet, littéralement des dizaines de milliers de modèles PowerPoint gratuits, pour à peu près tous les sujets, idées ou concepts qui soient ! Seulement, lors de votre recherche de la présentation Powerpoint dont vous rêvez, vous vous retrouverez souvent confronté à 2 soucis majeurs :  https://ilustreacademiaramonycajal.org/community/profile/margieforbes107/ En 1993, les fameux bacs A, B, C et D sont remplacés par les bacs L, ES et S ( rassemblement de C et D).  Quant aux sujets d’épreuves, ils ont fortement évolué, notamment en Histoire. Si dans les années 60, on enseignait l’Histoire politique, diplomatique et militaire, aujourd’hui, on étudie aussi les changements économiques, culturels et sociaux. Le but n’est donc plus d’apprendre avant tout un certain nombre de faits plus ou moins par cœur, mais de démontrer sa compréhension… ce qui fait dire à certains que les bacheliers n’ont plus de ”connaissances” ! L’épreuve est notée sur 20 points, ou sur 10 points + 10 points. Une fois que l’ont connait les résultats des épreuves anticipées passées en fin de classe de première on peut commencer à calculer les points de retard ou d’avance.

  28. Heya just wanted to give you a quick heads up and let you
    know a few of the images aren’t loading correctly.

    I’m not sure why but I think its a linking issue. I’ve tried it in two different web browsers and both show the
    same outcome.

  29. +(e.text “To dzięki nim masz darmowy dostęp do naszych najlepszych treści. Prosimy, odblokuj wyświetlanie reklam w naszym serwisie.”)+’ Udział w nielegalnych grach hazardowych jest karany. Hazard związany jest z ryzykiem i dostępny dla osób pełnoletnich. Poker to jedna z najpopularniejszych gier karcianych. Jej popularność wynika z tego, że sprawia ona ogromną frajdę wszystkim graczom. Jeszcze kilkanaście lat temu jedyną formą gry w pokera było spotkanie przy stole w gronie rodziny lub przyjaciół. Dzisiaj zmieniło się to w sposób znaczący – bez jakichkolwiek problemów można grać w gry karciane czy obstawiać zakłady bukmacherskie za pośrednictwem internetu. Jednak czy poker online jest w chwili obecnej zgodny z przepisami polskiej ustawy antyhazardowej? Na to pytanie odpowiemy Państwu w poniższym artykule. https://www.mitmoradabad.edu.in/elearning/profile/l0pcmsb957/ Mr Green to casino online, które nie oferuje już swoich usług dla graczy z Polski. Jeśli jednak mieszkasz zagranicą, to będzie to trafiony wybór! Kilka lat temu Mr Green to było najlepsze kasyno online! Oferujemy najlepsze, sprawdzone kasyno online, w którym gracze mogą łatwo zarabiać pieniądze i otrzymywać tylko pozytywne emocje. Nasz ranking włożył wiele wysiłku, aby stworzyć listę najlepszych kasyn online, wartych uwagi graczy naszego kraju i WNP. Wybierając instytucje na naszej stronie, chronisz się przed nieuczciwymi działaniami mającymi na celu sprzeniewierzenie Twoich pieniędzy. & nbsp; Mobilne kasyno to miejsce, w którym gracze mogą grać w gry hazardowe poprzez swoje urządzenia mobilne, takie jak smartfony czy tablety. Obecnie praktycznie każde jakie kasyno internetowe Polska posiada mobilną wersję swojej witryny oceniane casino internetowe, która jest przystosowana do różnych urządzeń przenośnych. Dzięki temu użytkownicy mogą korzystać z usług w najlepsze kasyna w dowolnym miejscu, w którym się znajdują, o ile jest tam możliwość połączenia się z Internetem. Najpopularniejsze systemy, z którymi współpracują kasyna mobilne to iOS, Android oraz Windows Phone.

  30. Heya! I understand this is somewhat off-topic but I had to
    ask. Does running a well-established blog like yours require a large amount of work?
    I am brand new to operating a blog however I do write in my
    diary every day. I’d like to start a blog so I can share my experience and thoughts online.
    Please let me know if you have any kind of ideas or
    tips for brand new aspiring blog owners. Thankyou!

  31. Most Popular Categories Yes!! Virgin Porn is so popular as people love to see virgins fucking for the first time. Hot XXX with the cutest virgins waiting to feel a dick in their pussy or ass for the first time. There are even studios specifically for Virgin Porn such as; Big dick, porno gays, perfect body Bears, gay safe sex, gay hairy Mare sex video with a really horny dude Are you looking for the best gay bear blog posts? We have them right here. Each of these hairy men posts featured on GayDemon is carefully put together by our team so that you always enjoy the most satisfaction and fast access to the hottest gay bears porn productions around. Most Popular Categories Login to your RedTube account! Bald bear gay solo jerking We accept less 512 Mb size video We accept less 512 Mb size video https://breakthemkchain.org/forum/profile/marciaxei569167/ The mission of gay cams is simple: to bring the sexiest guys the world has to offer right in front of you you no matter where you’re located. Gay cam models are constantly waiting to entertain you around the clock at your leisure. Watching porn is amazing, but that is someone else’s vision brought to life. With gay cams, you can take a seat in the director’s chair and create the fantasy you desire with your gay cams model. Gay Scat Porn SitesWatch Free HD gay scat porn videos on the most popular gay porn tubes in the world. Find gay sex movies of guys farting, pooping, pissing and eating shit. See disgusting gay men serve as a human to… Want to embark on the ride of your life with the best gay porn videos on the Internet? Do you like to watch gay sex between hot men with no inhibitions? Or maybe you prefer gay fuck movies with shy guys and masculine alphas? Our curator makes sure you get the best adult gay fucking movies.

  32. Card counting is an advanced strategy which overcomes the house edge. Since Edward Thorp published “Beat the Dealer” in 1962, blackjack strategists have been refining card counting theories to achieve the best results. Card counting is an advanced strategy which requires you to combine several skills at once. Online blackjack strategies might seem a little complicated compared to playing blackjack at a casino. But the best strategies work equally well in a live or online casino setting, and the following tips should come in handy whether you’re playing at a casino or in the comfort of your own home. The only thing that won’t work when you play blackjack online is card counting between hands since online casinos use a random number generator to reshuffle the deck after each hand. http://casino777blackjack31.raidersfanteamshop.com/casino-land You may have heard of Rainbow Riches, one of the most iconic online slot machines in the world. Millions of players spin the Rainbow Riches reels every week and now there’s a bingo game with a twist for all players! That’s right—Slingo Rainbow Riches brings the fun and exhilaration of the classic online slot to the world of bingo. This is online gaming at its most weird and wonderful. Stunning visual graphics, a bouncy soundtrack and mesmerising spins makes Slingo Rainbow Riches one of the best online slots for gamers. There are lots of bingo sites to choose from, and some do Fluffy Favourites better than others. To help you out, we decided to write a guide that rounds up all the best bingo sites with Fluffy Favourites.  To get started, review this list of casino and bingo sites with Fluffy Favourites slots. Once you’re ready, click through and sign up with as many Fluffy Favourites slot sites as you want! Once you’ve created your account and deposited, you can spin the Fluffy Favourites reels and start lining up the famous Fluffy Pink Elephant symbols. Online Bingo Games – A Complete Guide Click the AdBlock Plus button on your browser and select Disable on Observer.com.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.